Yarışma programı var “Yaş 15”
Hani ülkemin bir aydının 15 yaşındaki genç kıza cinsel istismardan hüküm giydiği yaş. Gençlerin cinsel olarak her türlü durumlarının istismarla ifade edildiği yaş.
Ülkemizde ve tüm medeni ülkelerde evlenme yaşı 18, oy kullanma yaşı da öyle.
Sigortalı çalışma yaşı 16, iş kurma yaşı yine en az 18.
Ancak sahneye çıkıp vücuduyla, sesiyle birilerini etkileyip ünlü olma yaşı yok. Gençler Yaş 15 de sahne alıyor, şov yapıyorlar.
Eğitim ortalamasının 3,5 sınıf olduğu –yani ilköğretimin yarısı bile değil- aydınların genç kızlara cinsel istismardan suçlanıp hüküm giydiği ülkemizde gençler;
Mankenlik, oyunculuk, şarkıcılık gibi görsel sanat veya vazifelere vücutlarını da malzeme olarak kullanmaya daha 15 yaşında özendiriliyor. Çok güzel, çok başarılı, çok alımlı olmak şartlandırılıyor. Anneleri onlara rehberlik ediyor. Giyimlerine kuşamlarına, hareketlerine, edalarına nasıl daha göz alıcı olacaklarına karar veriyor. Tv de izleyenlere hoş görünmek için süper mini, içgösterir veya açık giysilerle sahneye çıkıyorlar. Henüz çocuk yaşta, gelişmemiş vücutları, sesleri ve oturmamış kişilikleriyle koca bir dünyanın içine sokuluyorlar.
Peki, ne için?
Kariyer, ün, para, erkenden geleceklerini kurtarmak için.
Ne pahasına?
Daha o yaşta bedenlerini kullanarak ilerlemek pahasına.
Böylece çok para kazanıp kazandıkları para ile hayat standartlarını geliştirip ailelerine daha iyi imkânlar sağlıyorlar.
Ya ülkemin cahil kalmış, okumuş ama ilerleme kat edememiş kişileri bunlara tacizde bulunursa ne oluyor?
Belki korkunç gelecek ama şayet tacizde bulunan çok varlıklı, çok yüksek mevkii sahibi birisiyse ve genç kıza yüksek kariyer vaat ediyorsa, onu sahnelere sunuyorsa bir şey olmuyor.
Tacizde bulunan kızı başkalarıyla paylaşmayıp kendine saklamayı düşünüyorsa fişlenip hapsi boyluyor.
Burada yazılanlar sahne sanatlarını yermek için değil, çok zorlukları olan bu alanda gençlerin mevcut zekâlarıyla ve tecrübeleriyle zarar göreceklerini hatırlatmak içindir.
Eğitimini tamamlayıp, meslek hayatına atıldığında hayatını sürdürecek olgunluğa peyderpey erişmiş kişiler istedikleri tüm meşru meslekleri yapabilir ve zorluklarına göğüs gerebilirler.
Benim içimi acıtan; henüz zorunlu eğitimi bile tamamlamamış, zorunlu yaşları aşamamış, kendini nelerden ve nasıl koruyacağını öğrenmemiş gençlerimizin daha kırılganken, zorlu bir dünyaya özendirilerek sokulmalarıdır.
Allah çocuklarımızı bize emanet ediyor.
Emaneti hakkıyla koruyabilmemizi nasip etsin. Çocuklarımızı böyle özentilerden ve mecburiyetlerden esirgesin.
10 Kasım 2009 Salı
30 Ekim 2009 Cuma
kuş gıribi, domuz gıribi, seneye sürüngen gıribi
Geçen sene kuş gıribi ile boğuştuk.
Mevcut aşı yetti,
Ölenler öldü, kalan sağlarla yolumuza devam ettik.
Bu sene domuz gıribi mi daha korkunç ona mukabil geliştirilen aşı mı bilemedik?
Gıripten ölmeyen aşıdan kesin ölecek.
Topumuzu öldürecekler.
.....
Madem öyle irtibatı koparalım.
Kimselerle görüşmeyelim, öpüşmeyelim, sarılmayalım, gidip gelmeyelim.
Gırip olmayalım da ne olursa olsun.
Hadi gırip olduk ama ölmeyeceksek de aşı sebebiyle ölürsek?
Bari aşı olmayalım.
Bizim üzerimizde deneyeceklermiş
Dünya sağlık örgütü,
Sağlık bakanlığı,
Bütün gelişmiş ülkeler işin içinde.
Hepisi bizi bitirmek için tam gaz çalışıyorlar.
Hem gıripten ölsek en fazla hastalıktan öldük Mevlam verdi canı Mevlam aldı deriz.
Ya adamların yaptığı aşıdan ölürsek?
Merde namerde muhtaç etmesin Mevlam.
Ya aşıyı yapan hemşirenin beceriksizliğine sebep olan sağlık bakanlığı,
veya elektrik kesilmesiyle saklandığı dolapta bozulmasına sebep olan enerji bakanlığı vesilesiyle öldürülürsek?
Yoook aşı falan yok, olmayacağız.
Ha sonra olur da hastalık yayılırsa,
Klasiklere girmiş görüntüleriyle halkımız;
kara borsa maç biletleri için değil de kara borsa kalan aşıları
değil eldivenlerini takmış yüksek okul mezunu hemşireye
onların saklanıp unutluduğu -veya bu günler için zulalandığı- depodaki görevliye
enjekte ettirmek için
kuyruklara girmiş vaziyette dünya basınına yakalanırsa
bedava olan aşı için bilmem kimlere binleri ödeyip de çoluğunu çocuğunu kurtarmak için varını yoğunu ortaya koyarsa
Yakışır bize.
Biz zaten evladımız için herşeyi yaparız.
Dost düşman görsün nasıl birbirimize güvenir inanırız.
Ama o ana kadar, yumurta kapıya dayanana kadar aşı maşı olmak yok.
Yakışmaz bize.
Çözdük oyunlarını.
Hah şimdi öldüremeyecekler bizi en azından topumuzu birden.
Zaten sıralamaya göre seneye kertenkele gıribi falan gelecek
EEEE yüksek tıpuklu deri çizmeler giyeriz olur biter
Benim de ne zamandır istediğim -çok istediğim- hardal çanta ve çizmeyi almam ile bu sorun da çözülüverir.
Sonra bana artık heç birşey olmazzzzz!!!
Sevgilerimle
Mevcut aşı yetti,
Ölenler öldü, kalan sağlarla yolumuza devam ettik.
Bu sene domuz gıribi mi daha korkunç ona mukabil geliştirilen aşı mı bilemedik?
Gıripten ölmeyen aşıdan kesin ölecek.
Topumuzu öldürecekler.
.....
Madem öyle irtibatı koparalım.
Kimselerle görüşmeyelim, öpüşmeyelim, sarılmayalım, gidip gelmeyelim.
Gırip olmayalım da ne olursa olsun.
Hadi gırip olduk ama ölmeyeceksek de aşı sebebiyle ölürsek?
Bari aşı olmayalım.
Bizim üzerimizde deneyeceklermiş
Dünya sağlık örgütü,
Sağlık bakanlığı,
Bütün gelişmiş ülkeler işin içinde.
Hepisi bizi bitirmek için tam gaz çalışıyorlar.
Hem gıripten ölsek en fazla hastalıktan öldük Mevlam verdi canı Mevlam aldı deriz.
Ya adamların yaptığı aşıdan ölürsek?
Merde namerde muhtaç etmesin Mevlam.
Ya aşıyı yapan hemşirenin beceriksizliğine sebep olan sağlık bakanlığı,
veya elektrik kesilmesiyle saklandığı dolapta bozulmasına sebep olan enerji bakanlığı vesilesiyle öldürülürsek?
Yoook aşı falan yok, olmayacağız.
Ha sonra olur da hastalık yayılırsa,
Klasiklere girmiş görüntüleriyle halkımız;
kara borsa maç biletleri için değil de kara borsa kalan aşıları
değil eldivenlerini takmış yüksek okul mezunu hemşireye
onların saklanıp unutluduğu -veya bu günler için zulalandığı- depodaki görevliye
enjekte ettirmek için
kuyruklara girmiş vaziyette dünya basınına yakalanırsa
bedava olan aşı için bilmem kimlere binleri ödeyip de çoluğunu çocuğunu kurtarmak için varını yoğunu ortaya koyarsa
Yakışır bize.
Biz zaten evladımız için herşeyi yaparız.
Dost düşman görsün nasıl birbirimize güvenir inanırız.
Ama o ana kadar, yumurta kapıya dayanana kadar aşı maşı olmak yok.
Yakışmaz bize.
Çözdük oyunlarını.
Hah şimdi öldüremeyecekler bizi en azından topumuzu birden.
Zaten sıralamaya göre seneye kertenkele gıribi falan gelecek
EEEE yüksek tıpuklu deri çizmeler giyeriz olur biter
Benim de ne zamandır istediğim -çok istediğim- hardal çanta ve çizmeyi almam ile bu sorun da çözülüverir.
Sonra bana artık heç birşey olmazzzzz!!!
Sevgilerimle
Etiketler:
....,
domuz gıribi aşısı,
dünya komploları aşı kuyruğu,
hardal çizme
Islak imza tartışması- kuru iftira-
Herkes bu konuda birşeyler söyledi.
Ben de şunu bildirmeliyim ki;
Dünyadaki yerimiz ve mevcut iklimlerimiz koşullarında hiçbir ıslaklık bu kadar ıslak kalmaz.
Yani kurumuştur o imza
Bu kadar zaman ıslak kalamazzzzzzz
Islaktır diyenler asıl yalancı
Akıl var yakın var.
Nerde sakladılar da bu kadar zaman ıslak kaldı bu imza hem?
Hem madem ıslaktı tetkik ederken bulaşmadı mı sağa sola?
Yok efendim o imza ıslak olsaydı bir kere yzanların imzalayanın ve inceleyenlerin eline bulaşırdı.
Bak kimsenin elinde de yüzünde de iz yok.
Anlayacağınız kuru iftira
İmza da kuru
İftira da
Sevgiler
Ben de şunu bildirmeliyim ki;
Dünyadaki yerimiz ve mevcut iklimlerimiz koşullarında hiçbir ıslaklık bu kadar ıslak kalmaz.
Yani kurumuştur o imza
Bu kadar zaman ıslak kalamazzzzzzz
Islaktır diyenler asıl yalancı
Akıl var yakın var.
Nerde sakladılar da bu kadar zaman ıslak kaldı bu imza hem?
Hem madem ıslaktı tetkik ederken bulaşmadı mı sağa sola?
Yok efendim o imza ıslak olsaydı bir kere yzanların imzalayanın ve inceleyenlerin eline bulaşırdı.
Bak kimsenin elinde de yüzünde de iz yok.
Anlayacağınız kuru iftira
İmza da kuru
İftira da
Sevgiler
Etiketler:
ergenekon,
falan filan,
ıslak imza,
kuru iftira,
yalan dolan
22 Ekim 2009 Perşembe
en uzun zaman şimdi
Anne zaman çok yavaş geçiyor şimdi değil mi?
Nasıl yani yavrum?
Anne en uzun zaman şimdi çünkü bak
şimdiyi yaşıyoruz görüyor musun?
bitmiyor hiç hep şimdi...
Süleyman Ömer 22 ekim 2009
Nasıl yani yavrum?
Anne en uzun zaman şimdi çünkü bak
şimdiyi yaşıyoruz görüyor musun?
bitmiyor hiç hep şimdi...
Süleyman Ömer 22 ekim 2009
13 Ekim 2009 Salı
Para dolaşır
Anne senin paran var ya cüzdanında
O dolaşıyor biliyor musun?
Mesela şimdi sende
Sen onu bankadan aldın, sonra başka birine geçecek
Çünkü birşey alacaksın ve onu harcayacaksın
Ama başkasına gidecek ve bitmeyecek
Senin aldığın para da başkasından geldi sana değil mi?
Para çok kişiyi dolaşır değil mi anne?
Süleyman Ömer 13 ekim 2009 (6 yaş)
O dolaşıyor biliyor musun?
Mesela şimdi sende
Sen onu bankadan aldın, sonra başka birine geçecek
Çünkü birşey alacaksın ve onu harcayacaksın
Ama başkasına gidecek ve bitmeyecek
Senin aldığın para da başkasından geldi sana değil mi?
Para çok kişiyi dolaşır değil mi anne?
Süleyman Ömer 13 ekim 2009 (6 yaş)
6 Ekim 2009 Salı
ses olmadan yaşayamayız ki!
Anne dur bir dakika
Bak ses yok
Sessizlik
İnsan ne yaparsa ses çıkar, insan ses yapmadan yaşayamaz ki,
Bak şimdi durdun ses yok, ama başka sesler var, başka insanlar iş yapıyor çünkü.
Mesela ses olmadan yaşayamayız mefes(nefes) alamayız ki, konuşamayız ki, yürüyemeyiz ki
Anne sessiz yaşam olmaz değim mi?
Süleyman Ömer 6 ekim 2009
Bak ses yok
Sessizlik
İnsan ne yaparsa ses çıkar, insan ses yapmadan yaşayamaz ki,
Bak şimdi durdun ses yok, ama başka sesler var, başka insanlar iş yapıyor çünkü.
Mesela ses olmadan yaşayamayız mefes(nefes) alamayız ki, konuşamayız ki, yürüyemeyiz ki
Anne sessiz yaşam olmaz değim mi?
Süleyman Ömer 6 ekim 2009
2 Eylül 2009 Çarşamba
Etrafımızdaki bitkiler nasıl oluştu, nasıl gelişti? "Sakal deduğun tuydur huy gene eski huydur gelin"
Rahmetli kurt dedenin en belirgin huyu ömrü boyunca geliştirdiği pintiliğiydi. Parasını eliyle verip yayladan araç ile inmektense herkes köye gittikten sonra bile yaylada kalmayı göze almış, rahmetli babaanne yollar kardan kapandığı için onu sırtında indirmek zorunda kalmıştı. (Dönemin kaynataya hürmetine örnek) Köye vardıklarında;
“Efendi, paran varidi, niçun verup da yayladan inen vasitalara binmedun?”
“Gelin, ben minevellinden beri kıyup da parayı navlona veremem”
“Efendi felçlisun, yürüyemeyusun, verseidun da donmasaidun yaylada soğuktan?”
“Gelin, sakal deduğun tuydur, huy gene eski huydur, elurum da veremem”
Karakter; doğuştan sahip olduğumuz milyonlarca tohumdan gelişenlerdir.
Kişi; bu tohumlara hayat verecek toprak ile kaplı arazidir.
Hayat (kader) ;tohumların gelişiminde etkili olacak olan koşullarıdır.
Aile; zararlıları temizlemek, faydalıların gelişimini desteklemek için çalışan çiftçidir.
Ruh, çiftçinin, tabiatın(kaderin) ve elindeki tohumların varlığını görse ne güzel olurdu.
Ne mümkün?
Çocuk bazen ailenin hiç tanımadığı ama dünya için eşsiz kıymetler içeren ürünler verecektir. Ailenin cahilliğinden veya kolaya kaçarak bildiği ürünlere yönelmesinden olacak o filizler aile tarafından koparılır yahut gelişmeleri desteklenmez, kendi kendine yok olurlar.
Aile bazen o özellikleri bilir de çok para, çok yüksek mevkii getirmeyeceğini düşündüğü için veya gelişimleri pahalıya mal olacağı için desteklemez. Tercihini egosundan yana kullanır da o güzelim özellikler kök salamadan kuruyuverir.
Aile bazen de yararsız olan bitkileri söküp almaya çalışırken direnç ile karşılaşır. Kolaycıdır kişi de uzun zaman isteyen bitkiler yerine kendi kendine biten asalak otları tercih eder, kendisini böyle kabul etsinler diye bastırır. “Benden bir bu çıkıyor ben buyum” der.
Aile belki kolaya kaçar, belki kendini aciz görür de bazen bu durumu kabul eder. Bu tarladan çıksa çıksa bu çıkar napalım buna da şükür der.
Kader bazen sessiz kalır, bazen gaypdan gelen bilgiye dayanarak müdahale eder.
Öyle seller yaşatır ki o zararlı bitkiler ve toprağın büyük bir kısmı yok olur. Böylece eski şartlarda büyüyemeyecek güzel özellikler yeşerme imkânı bulur. Yaradan içerilerde saklı olan kıymetleri bildiğinden bunu kişinin iyiliği için yapmıştır.
Bazen kişi daha yolun başında ailesini veya ailesinin desteğini kaybeder. Ailenin desteği ile büyüyecek filizler gelişemeden yok olur. Üstüne kuraklık gelir, yahut talan. Kişi çorak topraklarıyla bir başına kalıverir. Herkesler sıradan ürünler yetiştirmekle meşgulken bir kuşun bıraktığı bir tohum veya susuz yerlerde de gelişebilen bir özellik çıkar ortaya. Ailelerin evlatları için öngöremediği kadar farklı ya da ailelerin kıyamadığı kadar zor şartlara dayanıklı olup toplumun, belki insanlığın ihtiyacı olan ender özellikler gelişme imkânı bulur. Yaradan bunu kişinin insanlığa büyük faydası dokunacağını bildiği için yapmıştır.
Kimisi şanslıdır, ailesi her çıkan bitkiyi bilecek kadar eğitimli, kontrol edecek kadar evladı ile ilgili, vaktinde müdahale edecek kadar ileri görüşlüdür. Evladına asalak bitkileri tanıyıp benimseme fırsatı vermez bile.
Toprağının özelliklerini inceler, içindeki filizleri gözlemler ve en güzel ürünlerin çıkması için gerekli koşulları takip eder. Madden veya manen güçlüdür de o ürünlerin oluşması gereken şartları oluşturur.
Parası veya imkânı var ise yağmur yağmadığında sular, destek alır dışarıdan bilgelere sorar, bentler kurar da toprak kaybını önlerler, altında ateş yakar donmasını engellerler.
İmkânı değil de evladındaki özelliklerden kendisinde de var ise; evladına sahip olduklarını anlatır, daha az faydalı olup da asıl özelliğe gölge yapacak, toprağını alacak özellikleri temizler, kıymetliye en üst düzeyde gelişme imkânı sağlar.
Hiçbirisi olmasa cahil ve fakir de olsa evladını düşünüp seviyor ise; dua eder. “Rabbim su ver, imkân ver, hangisi evladım için, insanlık için en hayırlısı ise onu geliştir” der. Evladının başına bir musibet geldiğinde “Mevla neyler neylerse güzel eyler Rabbim daha iyisini verir, Allah bir kapıyı kapar diğerini açar daha iyisini verir" der.
Tüm bunlar sonucunda ortaya çıkan bitkiler kişinin görünen özellikleridir.
Zamanla aile çıkar devreden, çıkmalıdır da. Kişi aileden aldığı eğitim ve tabiat koşulları ile baş başa kalıp hayatını sürdürebilmelidir. Bu arada ailenin desteklediği kimi fidanlar kurur, belki desteklemediği ama temizlemeyi ihmal ettiği kimi zararlılar gelişir.
Yıllarca Rusya’da (1. dünya savaşından evvel) yol çavuşu olarak gece gündüz çalışmış, yemeyip içmeyip para biriktirmiş, kardeşlerinin mal paylaşımı konusundaki haksızlıklarında ortada kalmamak için biriktirdikleri ile köyde arazi alıp ayakta kalabilme mücadelesi vermiş kurt dedede çalışmak ve pintilik en üst düzeye çıkmış özelliklerden olmalı. 2 Eylül 2009
“Efendi, paran varidi, niçun verup da yayladan inen vasitalara binmedun?”
“Gelin, ben minevellinden beri kıyup da parayı navlona veremem”
“Efendi felçlisun, yürüyemeyusun, verseidun da donmasaidun yaylada soğuktan?”
“Gelin, sakal deduğun tuydur, huy gene eski huydur, elurum da veremem”
Karakter; doğuştan sahip olduğumuz milyonlarca tohumdan gelişenlerdir.
Kişi; bu tohumlara hayat verecek toprak ile kaplı arazidir.
Hayat (kader) ;tohumların gelişiminde etkili olacak olan koşullarıdır.
Aile; zararlıları temizlemek, faydalıların gelişimini desteklemek için çalışan çiftçidir.
Ruh, çiftçinin, tabiatın(kaderin) ve elindeki tohumların varlığını görse ne güzel olurdu.
Ne mümkün?
Çocuk bazen ailenin hiç tanımadığı ama dünya için eşsiz kıymetler içeren ürünler verecektir. Ailenin cahilliğinden veya kolaya kaçarak bildiği ürünlere yönelmesinden olacak o filizler aile tarafından koparılır yahut gelişmeleri desteklenmez, kendi kendine yok olurlar.
Aile bazen o özellikleri bilir de çok para, çok yüksek mevkii getirmeyeceğini düşündüğü için veya gelişimleri pahalıya mal olacağı için desteklemez. Tercihini egosundan yana kullanır da o güzelim özellikler kök salamadan kuruyuverir.
Aile bazen de yararsız olan bitkileri söküp almaya çalışırken direnç ile karşılaşır. Kolaycıdır kişi de uzun zaman isteyen bitkiler yerine kendi kendine biten asalak otları tercih eder, kendisini böyle kabul etsinler diye bastırır. “Benden bir bu çıkıyor ben buyum” der.
Aile belki kolaya kaçar, belki kendini aciz görür de bazen bu durumu kabul eder. Bu tarladan çıksa çıksa bu çıkar napalım buna da şükür der.
Kader bazen sessiz kalır, bazen gaypdan gelen bilgiye dayanarak müdahale eder.
Öyle seller yaşatır ki o zararlı bitkiler ve toprağın büyük bir kısmı yok olur. Böylece eski şartlarda büyüyemeyecek güzel özellikler yeşerme imkânı bulur. Yaradan içerilerde saklı olan kıymetleri bildiğinden bunu kişinin iyiliği için yapmıştır.
Bazen kişi daha yolun başında ailesini veya ailesinin desteğini kaybeder. Ailenin desteği ile büyüyecek filizler gelişemeden yok olur. Üstüne kuraklık gelir, yahut talan. Kişi çorak topraklarıyla bir başına kalıverir. Herkesler sıradan ürünler yetiştirmekle meşgulken bir kuşun bıraktığı bir tohum veya susuz yerlerde de gelişebilen bir özellik çıkar ortaya. Ailelerin evlatları için öngöremediği kadar farklı ya da ailelerin kıyamadığı kadar zor şartlara dayanıklı olup toplumun, belki insanlığın ihtiyacı olan ender özellikler gelişme imkânı bulur. Yaradan bunu kişinin insanlığa büyük faydası dokunacağını bildiği için yapmıştır.
Kimisi şanslıdır, ailesi her çıkan bitkiyi bilecek kadar eğitimli, kontrol edecek kadar evladı ile ilgili, vaktinde müdahale edecek kadar ileri görüşlüdür. Evladına asalak bitkileri tanıyıp benimseme fırsatı vermez bile.
Toprağının özelliklerini inceler, içindeki filizleri gözlemler ve en güzel ürünlerin çıkması için gerekli koşulları takip eder. Madden veya manen güçlüdür de o ürünlerin oluşması gereken şartları oluşturur.
Parası veya imkânı var ise yağmur yağmadığında sular, destek alır dışarıdan bilgelere sorar, bentler kurar da toprak kaybını önlerler, altında ateş yakar donmasını engellerler.
İmkânı değil de evladındaki özelliklerden kendisinde de var ise; evladına sahip olduklarını anlatır, daha az faydalı olup da asıl özelliğe gölge yapacak, toprağını alacak özellikleri temizler, kıymetliye en üst düzeyde gelişme imkânı sağlar.
Hiçbirisi olmasa cahil ve fakir de olsa evladını düşünüp seviyor ise; dua eder. “Rabbim su ver, imkân ver, hangisi evladım için, insanlık için en hayırlısı ise onu geliştir” der. Evladının başına bir musibet geldiğinde “Mevla neyler neylerse güzel eyler Rabbim daha iyisini verir, Allah bir kapıyı kapar diğerini açar daha iyisini verir" der.
Tüm bunlar sonucunda ortaya çıkan bitkiler kişinin görünen özellikleridir.
Zamanla aile çıkar devreden, çıkmalıdır da. Kişi aileden aldığı eğitim ve tabiat koşulları ile baş başa kalıp hayatını sürdürebilmelidir. Bu arada ailenin desteklediği kimi fidanlar kurur, belki desteklemediği ama temizlemeyi ihmal ettiği kimi zararlılar gelişir.
Yıllarca Rusya’da (1. dünya savaşından evvel) yol çavuşu olarak gece gündüz çalışmış, yemeyip içmeyip para biriktirmiş, kardeşlerinin mal paylaşımı konusundaki haksızlıklarında ortada kalmamak için biriktirdikleri ile köyde arazi alıp ayakta kalabilme mücadelesi vermiş kurt dedede çalışmak ve pintilik en üst düzeye çıkmış özelliklerden olmalı. 2 Eylül 2009
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)