Ben bir koyunum
Ben bir koyunum, illaki güdülmeliyim.
Ancak keçilere özenip, olmadık kayalardaki otları yemeliyim,
Sonra koyun olduğumu fark eder orda çaresizce beklerim,
Otlar biter ya açlıktan, ya soğuktan ya da kim bilir kimden gelir ecelim.
Tam bir eşeğim ben sırtıma semer vuran çoktur,
Katır tarafım ağır basar inadına yükümle dağdan aşağı yuvarlanırım,
Sahibime kızar, dövüp canımı yaksa da kıpırdamam,
Bana gülerek yaklaşan tatlı dilli düşmanıma kanarım.
Ben bir yılanım dünyanın on santim aşağısını tanırım,
Bazen küçük ama zehirliyim bir ısırışta istediğim canı alırım,
Bazen iri bir boğa yılanı olup koca bir hayvanım kemiklerini kırarım,
Ama yılanım ben, ufak bir yara alsam karıncalar tarafından parçalanırım.
Zulüm gördüğü için sahibini ısıran bir köpektim evden kovuldum.
Sağdığım sütü bir tekme ile deviren bir inektim
Bayramı bekleyemedim, kendimi mezbahada buldum.
Kendi yumurtalarını kırmaya hakkı olan özgür bir tavuktum,
Akşam oldu, budum ayrı kanadım ayrı bir tabakta teslim oldum.
Ben bir kelebektim, tam kozamı ördüm ki kaynar sularda boğuldum,
Üç günlük ömrümde ürettiğim ipekle şimdi ölümsüz bir şal oldum.
Su samuruydum, tam yuvamı yapacaktım ki sopalarla vuruldum,
Canlıyken pistim şimdi kıymetli bir paltoyum.
Ben bir çakalım, sisli havada sürüye dalarım,
Koyun diye köpeğe saldırır, şanslıysam yalnız rezil olur kaçarım.
Kimi zaman o sürünün çobanıyım,
Kavalımla onlara müzik yaparken onlardan daha mı akıllıyım?
Özümde bir koyunum ben, kendi başıma yaşayamam,
Dik başlıyım ya, sürünün arkasından uçurumdan atlamam,
Sağ kalırım ama, yalnızım ya kurda yem olurum,
Canlı canlı yensem mi atlayıp da ölsem mi daha iyi bir koyun olurdum? 25-11-2006
9 Mart 2013 Cumartesi
Kaç kadın bakanınız var? Ya sizin kaç kadın yazarınız var?
Merhaba Şahin Bey;
Medeni dünyadaki çarpıklığın göstergesi “8Mart dünya kadınlar günü”.
Anneler günü ve babalar günü var ise bir de erkekler günü olmalı ki medeni dünyada kadın ile erkeği denk olsun. Ama ne Müslüman dünya ne de gayrimüslimler kadın ile erkeği denk değil.
Allah Kuran’da hısızlık, cinayet, zina gibi suçlarda veya cennet ve cehennemde kadın ile erkeği ayırmamış.
Zina gibi hayati bir durumda bile Allah Ayet- i Kerime’sinde erkeğin yeminine karşın kadının yeminini kabul ederek şahitliğini denk gördüğünü belirtmiş. (Anlamak isteyene) Oysa insanlar İslam’ın kadını ikinci plana ittiğini, 2 kadının şahitliğinin bir kadına denk olduğunu ve veda hutbesinde Peygamberimizin (sav) “… o zaman hafifçe dövün” dediğini konuşuyor. “Okumayın o kitapları onları erkekler yazdı” derdi Rahmetli Babaannem.
Ben Allah’ın kadın ile erkeği ayırdığına inanmıyorum. Kadını ezen hadis ve fetvaların, korkuyla veya para için belli yerlere gelenlerin (Emevilerden itibaren)yanlış yorum ve çevirilerine dayandığını düşünüyorum.
Hakiki âlimler ise uhrevi yatla ilgilenirken (laik davranıp) günümüz insanlarını günlük olaylarda yalnız bırakıyor ve bizleri dinsiz kararlar alarak yaşamaya zorluyor.
Günümüz âlimlerinin Müslüman gibi yaşayabilmemiz için çareler üretmeyip, fetvalar vermedikleri takdirde 1000 yıllık uygulanamaz kurallar sebebiyle İslam dan soğuyanların vebalini taşıyacaklarını düşünüyorum.
Size basit birkaç örnek;
Seyahat;
Kadının yalnız seyahat etmesi dinimize göre yasak. Kadınlar hacca gitmek için yalan evrak veya beyanatta bulunuyor. Düşünsenize bir sevap için bir günah. Sevgili Âlimlerimiz günümüz ulaşım ve iletişim dünyasında kadınların da artık eşlerinin kabulü ile seyahat edebileceğinin fetvasını vermeli ve kadınları hacca gitmek için yalan beyanda bulunmaktan kurtarmalı.
Evlilik müessesesi ve aile;
Günümüz dünyasına göre okuyan, meslek sahibi olan ve çalışan kadın ile eşi arasındaki sorumluluk paylaşımlarına Âlimlerimiz netlik getirmeli. İmamlar ve din hocaları kadın ve erkeğe sorumluluklarını hakkaniyetli bir şekilde öğretmeli ve aileleri uzaktan izlemeli. Sıkıntılı evliliklerde yeri geldiğinde madden yeri geldiğinde manen ailelere ekonomik destek verilmesi için yetkili makamlara başvuruda bulunmalı, kavgalarda hakem olmalı. İlla bir mor çatı olacaksa bu yeşil çatı ile Camilerimiz olmalı. İmamlarımız yuvaları kurtarmak için ne gerekiyorsa yapmaları,
Din adamları camiye kapanıp, gelen insanlara kuran öğreten namaz kıldıran insan olmak yerine evlere ulaşarak Kuran’ın içindekileri öğreterek sağlıklı ailelere vesile olan insan olmalı.
En kıymetli hayır aileyi kurtarmaktır;
Âlimler okul, cami yaptırmayı (insanlarca kıymetli görünen) özendirmek yerine ailelerin sıkıntılarını çözüp dağılmasını önlemeyi en kıymetli hayır olarak gösterilmeli. Belki de zekâtlardan buraya pay ayrılmalı.
Örtünme Müslüman gibi görünme;
Neden günümüzde sadece imamlar Müslüman gibi giyinir? İmamın arkasındaki erkekler istedikleri gibi giyinip namaz kılabiliyorken kimse Peygamberimizin ve ashabının nasıl giyindiğiyle ilgilenmiyor? “Araplarla bir olamayız oranın fiziki şartları farklı” diyenler “kadın evde yalnız başına namaz kılarken bile pijama giyemez” yok efendim “ayağında ince çorap olamaz” diyebiliyor. Erkekler için Türkiye şartları geçerli iken kadınlar Arap koşullarında çıkıyor Allah’ın huzuruna.” Örtü toplum için mi Allah için mi gerekli?”Âlimler örtüyü tartışmalı.
Günümüzde örtünün ne kadarı kadına ne kadarı erkeğe nasıl farz? Ne kadarı ile namaz olur veya çalışılır? Kadın pantolon giydiğinde erkek kıyafeti diye onu lanetleyenler Peygamberimizin hayatında elbisesi olmadan ve başı açık vaziyette dışarı çıkmadığını neden konuşmaz? Pantolonun daha 1000 yılını doldurmamış bir kıyafet olmadığını ve eski Müslümanların kadınlar gibi ferace ile dolaştığını neden konuşmaz?
Elhamdülillah Müslümansız diyenler kadına verilecek mehirden, çocuğa bakıcı veya sütanne sağlanmasından bahsetmeyi ayıp sayarken, erkeğin kadının parası ile evi geçindirmesini kadının aileye desteği hatta -özellikle çalışan kadın alarak- görevi olarak sayarken neden İslam’ın kadına verdiği sosyal hakları konuşmaz.
Erkeklerin en yüksek mertebe olan şehitlik için koşması yerine erkekler askerden kaçmanın yollarını ararken teröristleri durdurmak işi bile annelere havale edenler neden erkeğin toplumdaki sorumluluklarından bahsetmez.
Neden Hakiki İslam âlimleri kadınların ve ailenin sorunlarına yakınlaşıp çağa göre fetvalar vermek için birbirleriyle uzlaşmak yerine kendilerini rahipler gibi ibadete adar da ahretlerinin peşinde koşarlar?
Bu böyle uzar gider, biz bize en basite dönersek sizin gazetenizde kaç kadın yazar çalışıyor? Kaç kadın yazarı desteklediniz veya kaç kadın iş arkadaşınızla kadın hakları için mücadele ettiniz?
Cemaat okullarında kaç tane kadın yönetici var? Okullarda veya dershanelerde kadınlar kaç saat çalıştırılıyor, çocuklarına ne kadar vakit ayırabiliyorlar?
Diyanette kaç kadın imam kaç müftü kaç aile danışmanı var?
Çalışan kadın ile çalışan anne arasındaki farkı Müslümanlar nasıl görüyor?
Kadın olarak yaşadığım baskının beni –kadınları- nasıl boğduğunu yazdığım onlarca yazı ve şiirden iki tanesi …
Sağlıcakla kalın.
Ben Bir Hiçim,
Ben bir Koyunum,
Medeni dünyadaki çarpıklığın göstergesi “8Mart dünya kadınlar günü”.
Anneler günü ve babalar günü var ise bir de erkekler günü olmalı ki medeni dünyada kadın ile erkeği denk olsun. Ama ne Müslüman dünya ne de gayrimüslimler kadın ile erkeği denk değil.
Allah Kuran’da hısızlık, cinayet, zina gibi suçlarda veya cennet ve cehennemde kadın ile erkeği ayırmamış.
Zina gibi hayati bir durumda bile Allah Ayet- i Kerime’sinde erkeğin yeminine karşın kadının yeminini kabul ederek şahitliğini denk gördüğünü belirtmiş. (Anlamak isteyene) Oysa insanlar İslam’ın kadını ikinci plana ittiğini, 2 kadının şahitliğinin bir kadına denk olduğunu ve veda hutbesinde Peygamberimizin (sav) “… o zaman hafifçe dövün” dediğini konuşuyor. “Okumayın o kitapları onları erkekler yazdı” derdi Rahmetli Babaannem.
Ben Allah’ın kadın ile erkeği ayırdığına inanmıyorum. Kadını ezen hadis ve fetvaların, korkuyla veya para için belli yerlere gelenlerin (Emevilerden itibaren)yanlış yorum ve çevirilerine dayandığını düşünüyorum.
Hakiki âlimler ise uhrevi yatla ilgilenirken (laik davranıp) günümüz insanlarını günlük olaylarda yalnız bırakıyor ve bizleri dinsiz kararlar alarak yaşamaya zorluyor.
Günümüz âlimlerinin Müslüman gibi yaşayabilmemiz için çareler üretmeyip, fetvalar vermedikleri takdirde 1000 yıllık uygulanamaz kurallar sebebiyle İslam dan soğuyanların vebalini taşıyacaklarını düşünüyorum.
Size basit birkaç örnek;
Seyahat;
Kadının yalnız seyahat etmesi dinimize göre yasak. Kadınlar hacca gitmek için yalan evrak veya beyanatta bulunuyor. Düşünsenize bir sevap için bir günah. Sevgili Âlimlerimiz günümüz ulaşım ve iletişim dünyasında kadınların da artık eşlerinin kabulü ile seyahat edebileceğinin fetvasını vermeli ve kadınları hacca gitmek için yalan beyanda bulunmaktan kurtarmalı.
Evlilik müessesesi ve aile;
Günümüz dünyasına göre okuyan, meslek sahibi olan ve çalışan kadın ile eşi arasındaki sorumluluk paylaşımlarına Âlimlerimiz netlik getirmeli. İmamlar ve din hocaları kadın ve erkeğe sorumluluklarını hakkaniyetli bir şekilde öğretmeli ve aileleri uzaktan izlemeli. Sıkıntılı evliliklerde yeri geldiğinde madden yeri geldiğinde manen ailelere ekonomik destek verilmesi için yetkili makamlara başvuruda bulunmalı, kavgalarda hakem olmalı. İlla bir mor çatı olacaksa bu yeşil çatı ile Camilerimiz olmalı. İmamlarımız yuvaları kurtarmak için ne gerekiyorsa yapmaları,
Din adamları camiye kapanıp, gelen insanlara kuran öğreten namaz kıldıran insan olmak yerine evlere ulaşarak Kuran’ın içindekileri öğreterek sağlıklı ailelere vesile olan insan olmalı.
En kıymetli hayır aileyi kurtarmaktır;
Âlimler okul, cami yaptırmayı (insanlarca kıymetli görünen) özendirmek yerine ailelerin sıkıntılarını çözüp dağılmasını önlemeyi en kıymetli hayır olarak gösterilmeli. Belki de zekâtlardan buraya pay ayrılmalı.
Örtünme Müslüman gibi görünme;
Neden günümüzde sadece imamlar Müslüman gibi giyinir? İmamın arkasındaki erkekler istedikleri gibi giyinip namaz kılabiliyorken kimse Peygamberimizin ve ashabının nasıl giyindiğiyle ilgilenmiyor? “Araplarla bir olamayız oranın fiziki şartları farklı” diyenler “kadın evde yalnız başına namaz kılarken bile pijama giyemez” yok efendim “ayağında ince çorap olamaz” diyebiliyor. Erkekler için Türkiye şartları geçerli iken kadınlar Arap koşullarında çıkıyor Allah’ın huzuruna.” Örtü toplum için mi Allah için mi gerekli?”Âlimler örtüyü tartışmalı.
Günümüzde örtünün ne kadarı kadına ne kadarı erkeğe nasıl farz? Ne kadarı ile namaz olur veya çalışılır? Kadın pantolon giydiğinde erkek kıyafeti diye onu lanetleyenler Peygamberimizin hayatında elbisesi olmadan ve başı açık vaziyette dışarı çıkmadığını neden konuşmaz? Pantolonun daha 1000 yılını doldurmamış bir kıyafet olmadığını ve eski Müslümanların kadınlar gibi ferace ile dolaştığını neden konuşmaz?
Elhamdülillah Müslümansız diyenler kadına verilecek mehirden, çocuğa bakıcı veya sütanne sağlanmasından bahsetmeyi ayıp sayarken, erkeğin kadının parası ile evi geçindirmesini kadının aileye desteği hatta -özellikle çalışan kadın alarak- görevi olarak sayarken neden İslam’ın kadına verdiği sosyal hakları konuşmaz.
Erkeklerin en yüksek mertebe olan şehitlik için koşması yerine erkekler askerden kaçmanın yollarını ararken teröristleri durdurmak işi bile annelere havale edenler neden erkeğin toplumdaki sorumluluklarından bahsetmez.
Neden Hakiki İslam âlimleri kadınların ve ailenin sorunlarına yakınlaşıp çağa göre fetvalar vermek için birbirleriyle uzlaşmak yerine kendilerini rahipler gibi ibadete adar da ahretlerinin peşinde koşarlar?
Bu böyle uzar gider, biz bize en basite dönersek sizin gazetenizde kaç kadın yazar çalışıyor? Kaç kadın yazarı desteklediniz veya kaç kadın iş arkadaşınızla kadın hakları için mücadele ettiniz?
Cemaat okullarında kaç tane kadın yönetici var? Okullarda veya dershanelerde kadınlar kaç saat çalıştırılıyor, çocuklarına ne kadar vakit ayırabiliyorlar?
Diyanette kaç kadın imam kaç müftü kaç aile danışmanı var?
Çalışan kadın ile çalışan anne arasındaki farkı Müslümanlar nasıl görüyor?
Kadın olarak yaşadığım baskının beni –kadınları- nasıl boğduğunu yazdığım onlarca yazı ve şiirden iki tanesi …
Sağlıcakla kalın.
Ben Bir Hiçim,
Ben bir Koyunum,
5 Ocak 2013 Cumartesi
Ya herkes herşeyi bir anda unutuverirse?
Her zaman aklımda olan bir korkudan ve buna karşı dünya bilişim uzmanlarının alması gereken önlemden bahsedeceğim. Bir göktaşı yaklaşsa veya bir salgın hastalık olsa
Birgün ansızın birileri işinde birileri evinde birileri araba kullanıyorken herkes aynı anda tüm bildiklerini unutsa,
Okuma yazmayı, konuşma dilini, makineleri kullanmayı?
.............. devamı yarın
Gerçekten akıllı ise cep telefonu onu çalanı yakalatabilir ve içindeki bilgileri koruyabilir
Özellikle pahalı cep telefonları veya mini elektronikler için üreticilere bir önerim var.
Bu elektronikler çalınınca öyle kalakalıyor ya insanlar buna bir dur diyelim.
Peki nasıl? Şöyle bir sistem ile beraber satış ve satış sonrası destek sürdürülecek.
Pahalı elektronik cihazın (bu kıymetli bir takı veya antika da olabilir) içine küçük alarmlardan konacak. Ancak bu o cihazin en önemli olmazsa olmaz parçasına üretim esnasında dahil edilecek. Yani o parçayı sökersen cihazın en kıyetli kısmı bozulmuş ve cihaz neredeyse değersiz olmuş olacak.
Bu cihaz üreticileri mesala iphone, samsung, sonny,.... sattıkları cihaza kendi web sitelerinden tüm ülkelerde destek verecek.
(Google gibi veya banka resmi siteleri gibi kurumsal yapıda web siteleri olacak) Cihazı satın alan bu siteye kaydolunca cihaz çalışabilir olacak. Kullanıcı satın veya hediye aldığı her cihaz için bu sitede kendine bir hesap açacak. Bu hesapta dilerse cihaz içindeki tüm bilgi ve belgeler yedeklenebilecek. Olur da cihazı kaybettiğinizde veya çalışmaz hale geldiğinde içineki bilgiler en fazla bir günlük kayıp ile elinizde oacak.
Dilerseniz cihazınızın google map gibi uzaktan konumunu izletebileceksiniz. (özellikle çocuklarına veya çalışanlarına cihaz verenler için kıymetli bir takip noktası)
En can alıcı kısım burda başlıyor.
Ve diyelim cihazınız kayboldu veya çalındı. internete girip hesabınızdan cihaza sinyal verip cihazı avazı geldiği kadar bağırtacaksınız.Bu olayı teknik olarak açıklamayacağım. Rahmetli babaannem hay ben bunu bunu anlamayan mühendisin ....... diye devam ederdi.
İnternete giremiyorsanız o sitenin acil bir telefon numarası olacak ve o numarayı arayıp size vaktiyle verilen acil durum kodunu tuşladığınızda cihaz avazı çıktığı kadar bağıracak.
Veya cihazla birlikte isteyen çağrı cihazı gibi bir parçayı da alacak ve bu evde, çantada, arabada bulunan çağrı cihazından kişi kendi kodlarını ve şifresini girdiğinde yine cihazı avazı çıktığı kadar bağırtacak.
Cihaz kapansa da pili çıkarılsa da içinde bu bağırtmaya yetecek kadar enerji hep depolu olacak. Bu enerji bitmeye başladığında gerek güneş enerjisi gerek de hareket enerjisi ile tekrar depolanabilir olacak. Yani cihazı alan gün ışığına çıkardığı veya hareket ettirdiği sürece içinde enerji olmaya devam edecek.
Sonra ne olacak; Cihaz kişinin yakınında ise sahibi onun yerini sesinden bulabilecek hatta kişinin elindeki çağrı cihazına kaybolan cihazın konumu bildirilerek kişi siyal takibinden cihazını bulabilecek.
Cihazı çalan uzaklaşmışsa yani eldeki cihaza sinyal gelmiyorsa veya sesi duyulmuyorsa yedek sistem (alarmı girdiği esnada mağaza veya ev alarmlarını destekleyen güvenlik sistemleri) devreye girecek.
Cihaz bu sisteme de sinyal yolladığı için güvenlik polise çalıntı cihazın tam yerini yerini bildirecek.
Cihaz enerjisini ekonomik kullanmak için bir müddet sonra bağırmadan sadece merkeze sinyal göndererek yerini bildirecek.
Güvenlik şirketleri yardımıyla polis cihaza ulaşabilecek.
Diyelim çalan kişi cihazı parçaladı, bu durumda cihazın en pahalı parçası kendi kendini yakacak ve artık çalışmaz veya satılamaz olacak.
Hem teknolojik cihaz hırsızlığının hem de hazfıza kartlarındaki veya telefon hafızasındaki bilgilerin kaybolmasını önlemiş olacaksınız.
Bu kademeli bir sistem olacak.
Yani web sitesine üye olmak ve hesap açmak ücretsiz,
verileri yedeklemek, cihazın konumunu internetten takip etmek, yanında çağrı cihazı almak ilave ücrete tabi,
Cihazın alarmını çalıştırmak ise ilave ücretli.
Böylece kullanıcılar binlerce lira verilen bir cihazı ve içinde sakladığımız milyonlar değerindeki verileri az bir miktar ödeyerek güvence altına alabileceğiz.
Hem de emniyet bir sürü bürokratik işlemden kurtulup suçluya çok kolay ulaşabilecek.
Hem de kasko şirketleri büyük bir zarardan kurtulacak.
Dip not: yerini bildirmek istemeyen veya bilgilerini paylaşmak istemeyenler, çalınırsa çalınsın bana ne diyenler bu destek ve güvenlik sisteminden satın almayacak. Aldıkları cihazı sadece açmak için 1 defaya mahsus hesap oluşturacak kişisel bilgileri ve konumları gizli olacak.
Hadi ben olayı tarif ettim. Sevgili yüksek mühendisleri ve dahileri ve emniyettekileri, gsm firmalarını ve sigorta şirketlerini göreve çağırıyorum. Detaylarda takılırsanız bana yazabilirsiniz ben bunları nasıl uygulayacağınızı anlatabilirim. sağlıcakla kalın.......
küçük bir insandan büyük birsürü insana nasihatler 1
Büyük insanlar herşeyi bilir. Biz küçük insanlar olarak birkaç cümle kurarız. Büyük insanlar bunları alır ve kendi fikirleri olarak sunar ve hatta uygular, bize de zorla uygulatır.
Olsun.
Fikir benim olduktan ve uygulandıktan sonra ne farkeder.
Siz büyük insanlar çalışın diye -bu ara pek bir serdiniz işi- size aklıma gelenlerden birkaç fikir vereceğim.
16 Şubat 2012 Perşembe
Kim demiş ceza verir diye
Kişi kendine ceza verir.
Ben, bir hata yaptım,
O, ben bu hatadan kurtulayım diye bana türlü hatalar yaptırdı.
Ben, biri beni seviyor diye hayatımı ona esir etmem gerektiğini ve başka türlü gazaba uğrayacağımı sandım,
O, ben bu azaptan kurtulayım diye bir tanesi bile gazaba uğramaya yetecek hatalar yaptığım halde beni mutlu ve umutlu olacak hale çıkardı.
Ben, beni sevdiğini söyleyenin sözünden çıkmazsam yok edileceğimi sanırken,
O, beni gerçekten sevenin o olduğunu göstermek için defalarca sözünden çıkmama sessiz kaldı ve ona dönmemi bekledi.
Ben varlık ile sınandım, Yokluk ile sınandım,
Takva ile sınandım, Günahkârlıkla sınandım,
Kalabalıkla sınandım, Yalnızlıkla sınandım,
Umutsuzlukta hayatta kalmak zorunda olmakla sınandım,
Birinin yegâne umudu olup hayatta kalmak zorunda kalmakla sınandım,
Mevkiiyle sınandım, İtibarsızlıkla sınandım,
Sağlıkla sınandım, Hastalıkla sınandım,
Elime verilenlere şükretmedim elimden gittiler,
Yokluğa şükrettim tekrar kaybettiklerimi geri kazandım,
Misliyle kaybettim, Kaç misliyle geri kazandım,
Kimse bana Rabbimin gazabından söz etmesin, ben gazaba en yakın olduğum anlarda Rabbim tarafından doğruya yolladım.
Bunun sırrı nerdedir bilmiyorum. Ya babaannemin duasında, Yahut ruhlar âleminde içimde hissettiğim imanın kuvvetliliğinde.
Bana kimse çaresizlikten bahsedemez, Ben bilirim ki, Rabbim kişiyi ancak daha güzeline ulaşsın diye elindekilerden mahrum eder.
1-2-2012
Ben, bir hata yaptım,
O, ben bu hatadan kurtulayım diye bana türlü hatalar yaptırdı.
Ben, biri beni seviyor diye hayatımı ona esir etmem gerektiğini ve başka türlü gazaba uğrayacağımı sandım,
O, ben bu azaptan kurtulayım diye bir tanesi bile gazaba uğramaya yetecek hatalar yaptığım halde beni mutlu ve umutlu olacak hale çıkardı.
Ben, beni sevdiğini söyleyenin sözünden çıkmazsam yok edileceğimi sanırken,
O, beni gerçekten sevenin o olduğunu göstermek için defalarca sözünden çıkmama sessiz kaldı ve ona dönmemi bekledi.
Ben varlık ile sınandım, Yokluk ile sınandım,
Takva ile sınandım, Günahkârlıkla sınandım,
Kalabalıkla sınandım, Yalnızlıkla sınandım,
Umutsuzlukta hayatta kalmak zorunda olmakla sınandım,
Birinin yegâne umudu olup hayatta kalmak zorunda kalmakla sınandım,
Mevkiiyle sınandım, İtibarsızlıkla sınandım,
Sağlıkla sınandım, Hastalıkla sınandım,
Elime verilenlere şükretmedim elimden gittiler,
Yokluğa şükrettim tekrar kaybettiklerimi geri kazandım,
Misliyle kaybettim, Kaç misliyle geri kazandım,
Kimse bana Rabbimin gazabından söz etmesin, ben gazaba en yakın olduğum anlarda Rabbim tarafından doğruya yolladım.
Bunun sırrı nerdedir bilmiyorum. Ya babaannemin duasında, Yahut ruhlar âleminde içimde hissettiğim imanın kuvvetliliğinde.
Bana kimse çaresizlikten bahsedemez, Ben bilirim ki, Rabbim kişiyi ancak daha güzeline ulaşsın diye elindekilerden mahrum eder.
1-2-2012
12 Ocak 2011 Çarşamba
yüksek yargılayan yine şah mat
Bence yargı ve siyasal iktidar arasında oynanan satrançın bu oyununda da yargının yaptığı son hamle öncekilerle birleşip siyasal iktidarın yine bir el almasına sebep olacak.
Yargı vezirini, fillerini, atlarını, kalelerini hatta piyonlarını korumaya çılışırken yine aynı vahim sona gidecek "Tüm taşlarıyla elinde dururken"
Şöyle ki:
Siyasal iktisar yargıyı elegeçirmesin diye yargıç savcı alımı engellendi,
Siyasal iktidar yasaları ele geçirmesin diye çıkarılan yasalar durduruldu,
Siyasal iktidar icraat yapamasın diye icraatlar durduruldu.
En son iktidarın hazırladığı bir yasa sebebiyle(!) caniler sokağa salındı.
Ekonomide yapılanlar işe yaramadı. Çuvallamaddılar
Siyasal yönde yapılanlar işe yaramadı, bölünmediler, dünyaya rezil olmadılar
Halk hala bunlara kanıyor, referandumu kaybetmediler
bari halkın güvende yaşama duygusuna oynayalım da iktidar güven verme bakımından muktedir olamasın.
Ve hizbullah kozu oynandı.
.....
Bu arada kendini değiştirip kürt eylemcilerin ona açtığı özgürlük yolunda ilerlemek ve siyasallaşmak için zaman kazandı.
Zaten hapse girmeyen meslise kolay kolay giremiyor(!) (bkz diğer partiler)
Hizbullah halkın gözünde legalleşmeye ve çare olmaya karar verdi
Böl parçala yut.
Kürt parti tek başına doğu ve güneydoğudan seçime girse alacağı oy ile çıkaracağı vekil sayısı
Hizbullah sayesinde bölünecek
Ama bu bölünme mevcut yasalara göre ikiye bölünme olmayacak
Çünkü baraj var
Yani ikisinin toplam alacağı oy tek başına girerlerse alacağı oydan fazla olacak olsa da, çıkaaracakları vekil sayısı az olacak
Hizbullah radikal islamı kürtlerin milliyetçiliği gibi kullanıp gelişen demokrasi sonucu meclise azınlık da olsa girecek,
giremese de girecek olan kürt sayısını azaltacak.
ve iktidar partisi bölgedeki en büyük rakibini de yenip yine tek başına iktisar olacak
demek ki neymiş
Aslolan oyunu kazanmakmış,
kaleyi fili değil
veziri piyonu değil,
Şahı korumakmış
Yeri geldiğinde oyunun bekası için bazı taşları verebilmeyi göze almakmış
Sevgili çook yüksek yargılama taşları yine Şah mat olacak
Yargı vezirini, fillerini, atlarını, kalelerini hatta piyonlarını korumaya çılışırken yine aynı vahim sona gidecek "Tüm taşlarıyla elinde dururken"
Şöyle ki:
Siyasal iktisar yargıyı elegeçirmesin diye yargıç savcı alımı engellendi,
Siyasal iktidar yasaları ele geçirmesin diye çıkarılan yasalar durduruldu,
Siyasal iktidar icraat yapamasın diye icraatlar durduruldu.
En son iktidarın hazırladığı bir yasa sebebiyle(!) caniler sokağa salındı.
Ekonomide yapılanlar işe yaramadı. Çuvallamaddılar
Siyasal yönde yapılanlar işe yaramadı, bölünmediler, dünyaya rezil olmadılar
Halk hala bunlara kanıyor, referandumu kaybetmediler
bari halkın güvende yaşama duygusuna oynayalım da iktidar güven verme bakımından muktedir olamasın.
Ve hizbullah kozu oynandı.
.....
Bu arada kendini değiştirip kürt eylemcilerin ona açtığı özgürlük yolunda ilerlemek ve siyasallaşmak için zaman kazandı.
Zaten hapse girmeyen meslise kolay kolay giremiyor(!) (bkz diğer partiler)
Hizbullah halkın gözünde legalleşmeye ve çare olmaya karar verdi
Böl parçala yut.
Kürt parti tek başına doğu ve güneydoğudan seçime girse alacağı oy ile çıkaracağı vekil sayısı
Hizbullah sayesinde bölünecek
Ama bu bölünme mevcut yasalara göre ikiye bölünme olmayacak
Çünkü baraj var
Yani ikisinin toplam alacağı oy tek başına girerlerse alacağı oydan fazla olacak olsa da, çıkaaracakları vekil sayısı az olacak
Hizbullah radikal islamı kürtlerin milliyetçiliği gibi kullanıp gelişen demokrasi sonucu meclise azınlık da olsa girecek,
giremese de girecek olan kürt sayısını azaltacak.
ve iktidar partisi bölgedeki en büyük rakibini de yenip yine tek başına iktisar olacak
demek ki neymiş
Aslolan oyunu kazanmakmış,
kaleyi fili değil
veziri piyonu değil,
Şahı korumakmış
Yeri geldiğinde oyunun bekası için bazı taşları verebilmeyi göze almakmış
Sevgili çook yüksek yargılama taşları yine Şah mat olacak
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)