Bu bir araştırma değil basit bir gözlem sonucu oluşan tesbittir.
Varsın araştırmacılar burdan yola çıkarak biryerlere ulaşsın.
Efendim bir anne çok merhametli ise ne yapar?
Çocuğuna kurallar koyar çünkü annedir ve çocuğunu koruyup yönlendirmelidir.
Çocuk bunların bir kısmına uyar,
Bir kısına direnir,
Bir kısmını da uyuyormuş gibi yapar ama reddeder.
Mesela sabah erken kalkmak konusunda direnir,
Yemekten sonra diş fırçalam konusunda fırçalıyormuş gibi yapar ama fırçalamaz,
Banyo konusunda yıkanır ama düzgün yıkanmaz
Merhametli anne kıyamaz
Katı olamaz,
Önce söylenir,
Sonra dırdır eder,
Babaya şikayet eder, tehdit eder,
Sonra dayanamaz iki tokat patlatır.
Katı ve kuralcı anne
Her talimatı takip eder, hata anında müdahale eder,
Çocuğu zorlar, baskı yapar arada söylenir ama genelde söylenmeden amacına ulaşır,
Çocuğu takip eder, talimatlara doğru uyup uymadığını denetler allem eder kallem eder ama o çocuğa dediğini yaptırır
Analaşılacağı üzere merhametli anne sonuçta söylenen, dırdır eden ve nihayetinde çocuğunu döven anne olurken,
Kurallı ve disiplinli anne dışarıdan katı gibi görünse de daha az söylenen, dırdır eden ama çocuğuna şiddet uygulamayan anne olur
Burada
Psikopatça çocuk döven,
Ruhsuzca çocuğa kurallar koyup yaşamdan bezdiren,
Çocuğa tamamen teslim olup acizce sağda solda dert yanan,
Çocuğu tarafından tamamen ele geçirilip sözünden çıkmayan
Çocuğu tarafından başkalarının yanında –bunun kafası basmaz- aşağılanan anneler gözlem dışı bırakılmıştır.
Onları daha sonra değerlendirebilirim
Sağlıcakla kalın
19 kasım 2010 20:59
19 Kasım 2010 Cuma
22 Ekim 2010 Cuma
Kadınların kadınlara yaptığını hiçbir erkek yapamaz
• Ülkemin cahil de okumuş da olsa kadınları aynı. Yapmak istedikleri bir diğerini istedikleri gibi yönetmek. Ben inanmıyorum erkeklerin bu ülkeyi yönettiklerine.Onlar aslında kadınlar için çalışan kuklalar.
• Taşrada bir kadın, Raziye, kıymetsizdir çinkü kadın. Raziye okutulmaz, çalıştırılır ve erkenden evlendirilir. Baştan savılır. Kız yükü tuz yüküdür ya kurtulur aile bu yükten tez elden.
• Sonra o Raziyecik çocuk yaşta eşinin evindeki otorite ile tanışır. Hanım ağa veya kaynana. Kaynana ezer Raziye’yi, çok çalıştırır, oğluna şikayet eder yeri geldiğinde dövdürür, kovdurur, boşatır, üstüne kuma aldırır.
• Kaynana ne derse o olur. Raziye’ye zorla çocuk yaptırılır. Doğurmasa kısırdır, illa ki torun vermelidir. Raziye en önemli görevi olduğu için çocuk yapar, çocuk kız olur, Raziye aşağılanır, hakir görülür, bu sebeple üzerine kuma bile alınabilir. Bu bizim ocağımızı batıracak denir.
• Sonra erkek doğurur Raziyecik, birden yarı insan oluverir. Ama tam değil, Evladı büyüdükçe o da kıymetlenir kaynanası bazı yetkiler artık Raziye’ye devredebilir. Artık o da bilebilir ne yemek pişirileceğini, yorgunsa uyuyabilir, kapı gibi erkek evlat vermiştir onlara. Raziye en güzel yemekleri evladına verebilir artık. O erkektir ve en güzeline layıktır. Raziye onu okutabilir, o erkektir ve okumak hakkıdır, Raziye oğlunun elini sıcak sudan soğuk suya değdirmez, sırtında taşır, kaç yaşına gelene kadar yere indirmez. Hasta olmasın diye gözünün içine bakar, büyüsün kuvvetlensin diye macunlar şuruplar yapar.Oğlu büyüdükçe yetkileri artar, oğlu kükreyip birşeyleri kırıp devirmişse konuya komşuya hava yapar. Erkektir evladı ve erkek gibi olabilmesi için Raziye ona tüm imkanları sağlar. O da erkek olur.
• Kız evladı hizmet etmelidir, hem annesine, hem erkek kardeşine hem de herkese. Okutmak masraf demektir, neme lazım, okuyup da başımıza profösör mü olacak. Hem onun dili uzayacak gözünü açmadan evlendirmek gerekir. Kızcağız kendini paralasa da yaranamaz ailesine, tez elden kurtulmak gerekir o kızdan. Raziye ergenliğe geldiğinde evlendirir kızını.
• Ve oğlu ergenliğe geldiğinde ona bir kız bulmalıdır Raziye. Öyle ki hem güzel olmalı hem de ailesinin soyunda erkek olmalı ki erkek doğurabilmeli. Nihayet erkek evladını evlendirip gelin sahibi olduğunda işte o zaman o zavallı hakir kız Raziye kaynana olur, tam bir insan olur. Evin tek reisi, gelinin bekçisi, işkencecisi, oğlunun gözünün içine baktığı anası oluverir. Yani öyle birşey olur ki yıllarca nasıl yok ise şimdi o ölçüde var oluverir. İnsan oluverir. Ama kızları insan değildir. Ancak ve anacak evlenip erkek evlat doğurup büyütüp evlendirip kaynana olduklarında lafları dinlenir olacaktır onların.
• Erkek doğuramaynalar ise “eğitim zaiyatı” der gibi fireye ayrılır. Onların yerine erkek doğurabilenleri gelir. Burda erkek ona teklif edilen kızlardan birini seçer yahut bir kıza gönül verir ve o kızı ister. Gündüz çalışır akşam ise annesinin talimatına göre ya döver karısını ya sever, ama asla annesini sevdiği kadar değil. Çünkü annesi onu - erkek olduğu için- öyle çok sevip öyle çok yüceltmiştir ki karısı o yüceltmeye yaklaşamaz bile.
• da artık kendi oğlundan nasiplensin değil mi?
21 ekim 2010
• Taşrada bir kadın, Raziye, kıymetsizdir çinkü kadın. Raziye okutulmaz, çalıştırılır ve erkenden evlendirilir. Baştan savılır. Kız yükü tuz yüküdür ya kurtulur aile bu yükten tez elden.
• Sonra o Raziyecik çocuk yaşta eşinin evindeki otorite ile tanışır. Hanım ağa veya kaynana. Kaynana ezer Raziye’yi, çok çalıştırır, oğluna şikayet eder yeri geldiğinde dövdürür, kovdurur, boşatır, üstüne kuma aldırır.
• Kaynana ne derse o olur. Raziye’ye zorla çocuk yaptırılır. Doğurmasa kısırdır, illa ki torun vermelidir. Raziye en önemli görevi olduğu için çocuk yapar, çocuk kız olur, Raziye aşağılanır, hakir görülür, bu sebeple üzerine kuma bile alınabilir. Bu bizim ocağımızı batıracak denir.
• Sonra erkek doğurur Raziyecik, birden yarı insan oluverir. Ama tam değil, Evladı büyüdükçe o da kıymetlenir kaynanası bazı yetkiler artık Raziye’ye devredebilir. Artık o da bilebilir ne yemek pişirileceğini, yorgunsa uyuyabilir, kapı gibi erkek evlat vermiştir onlara. Raziye en güzel yemekleri evladına verebilir artık. O erkektir ve en güzeline layıktır. Raziye onu okutabilir, o erkektir ve okumak hakkıdır, Raziye oğlunun elini sıcak sudan soğuk suya değdirmez, sırtında taşır, kaç yaşına gelene kadar yere indirmez. Hasta olmasın diye gözünün içine bakar, büyüsün kuvvetlensin diye macunlar şuruplar yapar.Oğlu büyüdükçe yetkileri artar, oğlu kükreyip birşeyleri kırıp devirmişse konuya komşuya hava yapar. Erkektir evladı ve erkek gibi olabilmesi için Raziye ona tüm imkanları sağlar. O da erkek olur.
• Kız evladı hizmet etmelidir, hem annesine, hem erkek kardeşine hem de herkese. Okutmak masraf demektir, neme lazım, okuyup da başımıza profösör mü olacak. Hem onun dili uzayacak gözünü açmadan evlendirmek gerekir. Kızcağız kendini paralasa da yaranamaz ailesine, tez elden kurtulmak gerekir o kızdan. Raziye ergenliğe geldiğinde evlendirir kızını.
• Ve oğlu ergenliğe geldiğinde ona bir kız bulmalıdır Raziye. Öyle ki hem güzel olmalı hem de ailesinin soyunda erkek olmalı ki erkek doğurabilmeli. Nihayet erkek evladını evlendirip gelin sahibi olduğunda işte o zaman o zavallı hakir kız Raziye kaynana olur, tam bir insan olur. Evin tek reisi, gelinin bekçisi, işkencecisi, oğlunun gözünün içine baktığı anası oluverir. Yani öyle birşey olur ki yıllarca nasıl yok ise şimdi o ölçüde var oluverir. İnsan oluverir. Ama kızları insan değildir. Ancak ve anacak evlenip erkek evlat doğurup büyütüp evlendirip kaynana olduklarında lafları dinlenir olacaktır onların.
• Erkek doğuramaynalar ise “eğitim zaiyatı” der gibi fireye ayrılır. Onların yerine erkek doğurabilenleri gelir. Burda erkek ona teklif edilen kızlardan birini seçer yahut bir kıza gönül verir ve o kızı ister. Gündüz çalışır akşam ise annesinin talimatına göre ya döver karısını ya sever, ama asla annesini sevdiği kadar değil. Çünkü annesi onu - erkek olduğu için- öyle çok sevip öyle çok yüceltmiştir ki karısı o yüceltmeye yaklaşamaz bile.
• da artık kendi oğlundan nasiplensin değil mi?
21 ekim 2010
11 Aralık 2009 Cuma
Bir kapatılan da ben olayım, ülkeyi kurtarayım
DTP KAPATILDI
Benim gözlerim doldu.
Peki, ne oldu? Derler ki, ülke elden gidiyordu, şimdilik kurtuldu.
Kötü adamlar yasaklandı. Partileri kapatıldı. Kötü insanların paralarına hazine el koydu.
Madem ki, bunlar kötü insanlar ve her kurdukları partiyi kapatacağız, onlara oy verenler ne?
Ülkemin bir yerinde insanlar yaşıyor ve ısrarla bu görüşteki partilere oy veriyor.
Dünya özgürleşme, demokrasi insan hakları alanında ilerliyor
Biz, insanların kurduğu partileri düşünceleri beğenilmediği için kapatıyoruz.
Kim kapatıyor? Nasıl kapatıyor? Yasalarla kapatıyor. Devlet kapatıyor.
Yasaları kim koyuyor? Yasama
Kim uyguluyor, Kim denetliyor? Yürütme - Yargı
Onlar kim? Ülkemin insanları
Bu partilere oy verenler kim? Ülkemin insanları
Yasalar kim için? Halk için
Halk kim? Herkes -Ülkemin vatandaşlığında olup ülkemde ve yurtdışında yaşayan herkes-
Sadece bizim gibi düşünenler mi? Hayır, öyle olsaydı demokrasiye geçmezdik.
Sadece bizim konuştuğumuz dili konuşanlar, bizim rengimize benzeyenler mi?
Öyle olsa ülke bu günkü yüzölçümünde olamazdı.
Demokrasi kime lazım? Hepimize lazım.
Birileri iktidarda, birileri birilerinin adını kullanarak ebediyen muhalefette iken
Düşünsünler…
Vaktiyle onlar da yasaklanmadı mı? Hapse atılmadı mı? Partileri kapatılmadı mı?
Ne oldu kötüydüler de iyi mi oldular? Aptaldılar da akıllandılar mı?
Vaktiyle onları içeri atan yasaklar bu gün başkalarını saf dışına bırakırken düşünsünler.
Demokrasi onlara da, başkalarına da, hepimize lazım
Bizim gibi düşünmeyenlerin de iktidara gelebilmesi için demokrasi,
Kendilerini ifade edebilmeleri için Yüce Meclis
Kendilerini özgürce ve cesurca ifade edebilmeleri için dokunulmazlık veren biziz.
Onlar halkı temsil ediyor.
Yüce meclis ise ülkemin bütün insanlarını
Yüce Meclis, içindeki bir gurubun görüşleri sebebiyle çıkarılmasına sessiz kalıyorsa,
Kayıtsız kalırsa onlara oy verenlere karşı da kayıtsız kalmış olmaz mı?
Onlara oy verenler yetim öksüz kalmaz mı?
Oy verenler her defasında kapanacak bir partiye oy veriyorsa
Salak m? Eğitmek lazım. Peki, kimin vazifesi halkını eğitmek?
85 yıllık devlette kaç nesil geçti eğitilemediler mi?
Kötü mü? Onları, olmadı evlatlarını, olmadı torunlarını ıslah etmek lazım, yıllardır bunu başaramadık mı?
Eğitilemez, iflah olmaz ise sürmek lazım?
Hapse tıkmak lazım? İdam etmek lazım?
Bunların bir kısmı oy veriyor, hepsi bu partiye oy vermiyor.
Neden? Önlerini kapatıyoruz. Seçim barajı, seçim yardımı vs ile onları saf dışına atmaya çalışıyoruz.
Birileri elini kolunu sallayarak ülkenin en büyük bankasından nasiplenirken
Parasını ne yapacağını bilemezken
Birilerinin sofrasındaki bir ekmekten arttırdığından kurduğu partinin mallarına da el koyup
O diğerlerine sonraki seçimde yardım olarak veriyoruz.
Terör kötü. Peki, terörist kim? Öldüren mi? Öldürmeye azmettiren mi?
İnsanları çaresizliğe sevk edip öldürmeye zorlayan mı?
İnsanları çaresizliğe sevk edip teröristlere meyletmeye zorlayan mı?
Herkes kudreti ölçüsünde hesaba çekilecekler.
Kendileri gibi olmayana halk tahammül etmeyebilir, altı üstü cezasını çeker.
Ya yönetenler, seçilenler, yasaları koyanlar onlar tahammül etmezse cezası ne olur?
Bunu halk sorar, bu gün soramasa da tarih sorar, insanlık sorar.
Bunu %97’si Müslüman olan kalanı başka dinlere iman edenlerin teşekkül ettiği ülkemde iman edilen Yaradan sorar.
Hırsızın hiç mi kabahati yok?
Hırsızı cezalandırmadan evvel insan yerine koymak lazım.
Neden hırsızlık yaptığını sormak lazım
Aç ise doyurmak,
İşsiz güçsüz ise iş sahibi etmek,
Cahil ise eğitmek geliştirmek lazım,
Ama çalan ile çalanı savunanı aynı kefeye koymamak lazım
Her birine ayrı muamele yapmak lazım
Bizim yasalarımızda
En azılı katili savunsun diye avukat zorunlu iken
En kötü suçlunun cezasını insani şartları çekmesi için gerekli koşullar sağlanırken
Bayramlarda ailesiyle görüşme imkânı, okuma imkanı, yeri geldiğinde pişman ise bunu ifade etme imkanı veriliyorken
Vaktiyle düşünceleri sebebiyle yasaklı olanlar bu gün ülkeyi yönetebiliyor iken
Durup düşünsünler
Bu gün hırsız kim?
Dün kimdi?
Yarın kim olacak?
Hadi şimdi de beni kapatın...
Benim gözlerim doldu.
Peki, ne oldu? Derler ki, ülke elden gidiyordu, şimdilik kurtuldu.
Kötü adamlar yasaklandı. Partileri kapatıldı. Kötü insanların paralarına hazine el koydu.
Madem ki, bunlar kötü insanlar ve her kurdukları partiyi kapatacağız, onlara oy verenler ne?
Ülkemin bir yerinde insanlar yaşıyor ve ısrarla bu görüşteki partilere oy veriyor.
Dünya özgürleşme, demokrasi insan hakları alanında ilerliyor
Biz, insanların kurduğu partileri düşünceleri beğenilmediği için kapatıyoruz.
Kim kapatıyor? Nasıl kapatıyor? Yasalarla kapatıyor. Devlet kapatıyor.
Yasaları kim koyuyor? Yasama
Kim uyguluyor, Kim denetliyor? Yürütme - Yargı
Onlar kim? Ülkemin insanları
Bu partilere oy verenler kim? Ülkemin insanları
Yasalar kim için? Halk için
Halk kim? Herkes -Ülkemin vatandaşlığında olup ülkemde ve yurtdışında yaşayan herkes-
Sadece bizim gibi düşünenler mi? Hayır, öyle olsaydı demokrasiye geçmezdik.
Sadece bizim konuştuğumuz dili konuşanlar, bizim rengimize benzeyenler mi?
Öyle olsa ülke bu günkü yüzölçümünde olamazdı.
Demokrasi kime lazım? Hepimize lazım.
Birileri iktidarda, birileri birilerinin adını kullanarak ebediyen muhalefette iken
Düşünsünler…
Vaktiyle onlar da yasaklanmadı mı? Hapse atılmadı mı? Partileri kapatılmadı mı?
Ne oldu kötüydüler de iyi mi oldular? Aptaldılar da akıllandılar mı?
Vaktiyle onları içeri atan yasaklar bu gün başkalarını saf dışına bırakırken düşünsünler.
Demokrasi onlara da, başkalarına da, hepimize lazım
Bizim gibi düşünmeyenlerin de iktidara gelebilmesi için demokrasi,
Kendilerini ifade edebilmeleri için Yüce Meclis
Kendilerini özgürce ve cesurca ifade edebilmeleri için dokunulmazlık veren biziz.
Onlar halkı temsil ediyor.
Yüce meclis ise ülkemin bütün insanlarını
Yüce Meclis, içindeki bir gurubun görüşleri sebebiyle çıkarılmasına sessiz kalıyorsa,
Kayıtsız kalırsa onlara oy verenlere karşı da kayıtsız kalmış olmaz mı?
Onlara oy verenler yetim öksüz kalmaz mı?
Oy verenler her defasında kapanacak bir partiye oy veriyorsa
Salak m? Eğitmek lazım. Peki, kimin vazifesi halkını eğitmek?
85 yıllık devlette kaç nesil geçti eğitilemediler mi?
Kötü mü? Onları, olmadı evlatlarını, olmadı torunlarını ıslah etmek lazım, yıllardır bunu başaramadık mı?
Eğitilemez, iflah olmaz ise sürmek lazım?
Hapse tıkmak lazım? İdam etmek lazım?
Bunların bir kısmı oy veriyor, hepsi bu partiye oy vermiyor.
Neden? Önlerini kapatıyoruz. Seçim barajı, seçim yardımı vs ile onları saf dışına atmaya çalışıyoruz.
Birileri elini kolunu sallayarak ülkenin en büyük bankasından nasiplenirken
Parasını ne yapacağını bilemezken
Birilerinin sofrasındaki bir ekmekten arttırdığından kurduğu partinin mallarına da el koyup
O diğerlerine sonraki seçimde yardım olarak veriyoruz.
Terör kötü. Peki, terörist kim? Öldüren mi? Öldürmeye azmettiren mi?
İnsanları çaresizliğe sevk edip öldürmeye zorlayan mı?
İnsanları çaresizliğe sevk edip teröristlere meyletmeye zorlayan mı?
Herkes kudreti ölçüsünde hesaba çekilecekler.
Kendileri gibi olmayana halk tahammül etmeyebilir, altı üstü cezasını çeker.
Ya yönetenler, seçilenler, yasaları koyanlar onlar tahammül etmezse cezası ne olur?
Bunu halk sorar, bu gün soramasa da tarih sorar, insanlık sorar.
Bunu %97’si Müslüman olan kalanı başka dinlere iman edenlerin teşekkül ettiği ülkemde iman edilen Yaradan sorar.
Hırsızın hiç mi kabahati yok?
Hırsızı cezalandırmadan evvel insan yerine koymak lazım.
Neden hırsızlık yaptığını sormak lazım
Aç ise doyurmak,
İşsiz güçsüz ise iş sahibi etmek,
Cahil ise eğitmek geliştirmek lazım,
Ama çalan ile çalanı savunanı aynı kefeye koymamak lazım
Her birine ayrı muamele yapmak lazım
Bizim yasalarımızda
En azılı katili savunsun diye avukat zorunlu iken
En kötü suçlunun cezasını insani şartları çekmesi için gerekli koşullar sağlanırken
Bayramlarda ailesiyle görüşme imkânı, okuma imkanı, yeri geldiğinde pişman ise bunu ifade etme imkanı veriliyorken
Vaktiyle düşünceleri sebebiyle yasaklı olanlar bu gün ülkeyi yönetebiliyor iken
Durup düşünsünler
Bu gün hırsız kim?
Dün kimdi?
Yarın kim olacak?
Hadi şimdi de beni kapatın...
19 Kasım 2009 Perşembe
SIRADAN OLAN İLE SIRA DIŞI KARIŞTI TOPLUM, DÜZEN, MİZAN GELECEK ELDEN GİDİYOR
Lafı uzatmadan toplum gözünde sıradanın ne kadar değiştiğini birkaç örnek ile yazacağım. Örnekler uzatılabilir veya etkileri çeşitlendirilebilir. Maksat soru işareti oluşsun
Ev Kadınlığı İstisna, Çalışan Annelik Sıradan
Herkesler kadının çalışması gerektiğini söylüyor. Hiç çalışmamış ev kadınları çalışana özeniyor. Çalışan iş kadınları ise ev kadınlarının nasıl da aciz olduğunu söylüyor ve ev kadınlarını beğenmiyor. Bu devirde ev kadını, olup evin düzenini sağlayan kişi sıra dışı kabul ediliyor. Çalışan kadınlar çocuklarıyla ve evleriyle ilgilenmesi için bakıcı veya yardımcıya yaklaşık 1000 tl e mecburen normal olarak ödeniyor.
Mahalle Mektebine yollamak İstisna, Uzak Mahalledeki Mektebe Yollamak Normal
İnsanlar çocuklarını başka mahalledeki okullara verirken haliyle her mahalledeki okul başka mahallenin öğrencileriyle doluyor. Mesela 5 servis aracı, ve öğrencilerin bırakılma saatlerinde koca sokağı ve önündeki caddeyi tıkayan onlarca son model araba gelen öğrenciler mevcudu sadece 300 kişi olan mektebi dolduruyor. Mahallesindeki okula çocuğunu verenler iki elin ve iki ayağın parmaklarını bile geçmiyor. Artık yanındaki okula çocuğunu vermek kabahat sayılıyor. Çocuğu başka bir mahalledeki okula verip ortalama aylık 200tl servis parası gururla ödeniyor.
Normal Müfredatlı Okullar İstisna, Etütlü Okullar Normal
Çalışan çalışmayan bütün kadınlar çocuklarını mümkünse etütlü okula vermek istiyor. Çalışmayan kadınlar dışarıdan sigorta yaptırıp kendilerini çalışır gösteriyor. Bütün gün okul aile birliğinde veya okul önündeki pastanelerde vakit geçiren bu velilerden okul da her istediğini gerçekleştirebildikleri için memnun. Daha ana sınıfında çocuklar sabah 9 dan akşam 6 ya kadar ders vs görüyor. Çalışan anneler için planlanmış bu okulları sözde çalışan annelerin çocukları işgal ediyor. Bu okulların standart 200 tl yanında etkinlik vs için aylık 500 tl normal olarak ödeniyor.
Çocuğa Evde Ders Çalıştırmak İstisna, Kurslara Taşımak Normal
Devlet okullarından etüt kaldırıldığı halde velilerin ve okul idaresinin baskısıyla kurs adı altında geri getirildi. Son model arabalarıyla gelen hanımlar bütün gün okulun önündeki pastanelerde otururken çocuklarına sınıf öğretmeni fazladan iki saat daha ders anlatıyor. Sonra çocukları çok başarılı olsun diye bir de ödev veriyor. Bu velilerin bir kısmı çocuğu okuldaki kurstan alıp etüt merkezlerindeki kurslara veya daha başarılı olsunlar diye tuttukları özel hocalara taşıyor. Devletin eğitim saatini kabul etmek ve iki satır dersi sabırla yaptırmak istisna olurken, kendi gezip tozarken çocuğunu özel derslere taşımak normal. Haliyle kurs ücreti olan 60 tl yanında hocadan ek dersler saat başına 100 tl ve etüt merkezlerine ödenen yaklaşık 100 tl normal olarak bütçeye giriyor. Bu koşturmaca sırasında kendilerini yarış atı gibi görüp ne için yaşadıklarını unutan çocukların öfkelerini yenmeleri için psikologlara taşınmak normal, evinde mahallesinde çocukluğunu çocukça geçirmek istisna oldu.
Okulda Aşı Yaptırmak İstisna, Özel Hekimde Aşı Yaptırmak Normal
Normal 1. Sınıf Aşısını Okulda Yaptırmak İstisna Kabul Edilirken Aynı Aşı İçin Özel hekimde 70 tl aşı + 100 tl muayene ücreti ödemek normal.
En son domuz gribi aşısı için kağıt gönderildi. Ülkemin insanları değil domuz gribi aşısını devletin standart aşısına bile güvenmedikleri için topluca bu talebi reddetti. Domuz gribinin maliyetini bilemedim. Ama özeli çıksa bizim veliler hemen koşturup en az 150 tl harcayıp yaptıracaktır.
Maddi ve Manevi Hesaplama
Sıradan(ama görünene göre istisna) ev kadınının aylık kazancı çocuk başına 750 tl ve yardımcıyı katınca 1750 tl.
Ev kadınlığını meslek kabul edip hakkıyla yapan kadın; çocuğuyla ve eşiyle meşgul olurken, anormal olan harcamaları ortadan kaldırıp ayağı yorgana göre uzatmış olur. Böylece gereksiz tüketim azalacağından GSMH etkin şekilde kullanılabilir.
İşsizliğin (kadının çalışmaması sebebiyle açıkta kalan pek çok iş kolu evin geçiminden sorumlu olan erkeklere kalır) ve toplumdaki dengesiz gelir dağılımının (çalışan anne baba ile hiç çalışmayan anne babaya sahip olan aileler arasındaki) önüne geçilir.
Aile içi geçimsizliğin (Çalışan ve çok yorulan kadınların ve onları bir şekilde anlamayan kocaların sebep olduğu aile içi gerginlikleri) önüne geçilirken geçimsizlik yaşayan ailelerin meşgul etiği aile mahkemelerinin gereksiz yüklerini ortadan kaldırır.
Kadın ve erkeğin koşturması veya çocuğun oradan oraya sürüklenmesiyle aile düzeni ile beraber toplum düzeni bozulurken,
çocukların bozulan psikolojileri geleceğimizi tehdit ederken
aslında niçin çalıştığımızı,
paramızı nerelere harcadığımızı düşünmeliyiz.
Her şey sıradanı bırakıp istisnaları normalleştirmemiz ile gelişti.
Ben sosyolog değilim, öylesine bir gözlemciyim. Toplum sorunlarının hemen hemen hepsinin benim bakışımdan en önemli sebepleri normal aile düzeninin istisna olmaya başlamasıdır. Varsın sosyologlar ve psikologlar daha derinlemesine insin. Ben anne olarak kendi ailemden sorumluyum.
Unutmamız gerekir ki insan ailede yetişir. Ailenin direği ise yuvayı yapan dişi kuştur.
Bir kadının çocuğuyla ve eşiyle bizzat ilgilenirken (eğitimi terbiye, aile düzeni) duyacağı mutluluk ve huzurun hiçbir parasal değer ile ölçülemeyeceğini düşünüyorum.
19 kasım 2009
Ev Kadınlığı İstisna, Çalışan Annelik Sıradan
Herkesler kadının çalışması gerektiğini söylüyor. Hiç çalışmamış ev kadınları çalışana özeniyor. Çalışan iş kadınları ise ev kadınlarının nasıl da aciz olduğunu söylüyor ve ev kadınlarını beğenmiyor. Bu devirde ev kadını, olup evin düzenini sağlayan kişi sıra dışı kabul ediliyor. Çalışan kadınlar çocuklarıyla ve evleriyle ilgilenmesi için bakıcı veya yardımcıya yaklaşık 1000 tl e mecburen normal olarak ödeniyor.
Mahalle Mektebine yollamak İstisna, Uzak Mahalledeki Mektebe Yollamak Normal
İnsanlar çocuklarını başka mahalledeki okullara verirken haliyle her mahalledeki okul başka mahallenin öğrencileriyle doluyor. Mesela 5 servis aracı, ve öğrencilerin bırakılma saatlerinde koca sokağı ve önündeki caddeyi tıkayan onlarca son model araba gelen öğrenciler mevcudu sadece 300 kişi olan mektebi dolduruyor. Mahallesindeki okula çocuğunu verenler iki elin ve iki ayağın parmaklarını bile geçmiyor. Artık yanındaki okula çocuğunu vermek kabahat sayılıyor. Çocuğu başka bir mahalledeki okula verip ortalama aylık 200tl servis parası gururla ödeniyor.
Normal Müfredatlı Okullar İstisna, Etütlü Okullar Normal
Çalışan çalışmayan bütün kadınlar çocuklarını mümkünse etütlü okula vermek istiyor. Çalışmayan kadınlar dışarıdan sigorta yaptırıp kendilerini çalışır gösteriyor. Bütün gün okul aile birliğinde veya okul önündeki pastanelerde vakit geçiren bu velilerden okul da her istediğini gerçekleştirebildikleri için memnun. Daha ana sınıfında çocuklar sabah 9 dan akşam 6 ya kadar ders vs görüyor. Çalışan anneler için planlanmış bu okulları sözde çalışan annelerin çocukları işgal ediyor. Bu okulların standart 200 tl yanında etkinlik vs için aylık 500 tl normal olarak ödeniyor.
Çocuğa Evde Ders Çalıştırmak İstisna, Kurslara Taşımak Normal
Devlet okullarından etüt kaldırıldığı halde velilerin ve okul idaresinin baskısıyla kurs adı altında geri getirildi. Son model arabalarıyla gelen hanımlar bütün gün okulun önündeki pastanelerde otururken çocuklarına sınıf öğretmeni fazladan iki saat daha ders anlatıyor. Sonra çocukları çok başarılı olsun diye bir de ödev veriyor. Bu velilerin bir kısmı çocuğu okuldaki kurstan alıp etüt merkezlerindeki kurslara veya daha başarılı olsunlar diye tuttukları özel hocalara taşıyor. Devletin eğitim saatini kabul etmek ve iki satır dersi sabırla yaptırmak istisna olurken, kendi gezip tozarken çocuğunu özel derslere taşımak normal. Haliyle kurs ücreti olan 60 tl yanında hocadan ek dersler saat başına 100 tl ve etüt merkezlerine ödenen yaklaşık 100 tl normal olarak bütçeye giriyor. Bu koşturmaca sırasında kendilerini yarış atı gibi görüp ne için yaşadıklarını unutan çocukların öfkelerini yenmeleri için psikologlara taşınmak normal, evinde mahallesinde çocukluğunu çocukça geçirmek istisna oldu.
Okulda Aşı Yaptırmak İstisna, Özel Hekimde Aşı Yaptırmak Normal
Normal 1. Sınıf Aşısını Okulda Yaptırmak İstisna Kabul Edilirken Aynı Aşı İçin Özel hekimde 70 tl aşı + 100 tl muayene ücreti ödemek normal.
En son domuz gribi aşısı için kağıt gönderildi. Ülkemin insanları değil domuz gribi aşısını devletin standart aşısına bile güvenmedikleri için topluca bu talebi reddetti. Domuz gribinin maliyetini bilemedim. Ama özeli çıksa bizim veliler hemen koşturup en az 150 tl harcayıp yaptıracaktır.
Maddi ve Manevi Hesaplama
Sıradan(ama görünene göre istisna) ev kadınının aylık kazancı çocuk başına 750 tl ve yardımcıyı katınca 1750 tl.
Ev kadınlığını meslek kabul edip hakkıyla yapan kadın; çocuğuyla ve eşiyle meşgul olurken, anormal olan harcamaları ortadan kaldırıp ayağı yorgana göre uzatmış olur. Böylece gereksiz tüketim azalacağından GSMH etkin şekilde kullanılabilir.
İşsizliğin (kadının çalışmaması sebebiyle açıkta kalan pek çok iş kolu evin geçiminden sorumlu olan erkeklere kalır) ve toplumdaki dengesiz gelir dağılımının (çalışan anne baba ile hiç çalışmayan anne babaya sahip olan aileler arasındaki) önüne geçilir.
Aile içi geçimsizliğin (Çalışan ve çok yorulan kadınların ve onları bir şekilde anlamayan kocaların sebep olduğu aile içi gerginlikleri) önüne geçilirken geçimsizlik yaşayan ailelerin meşgul etiği aile mahkemelerinin gereksiz yüklerini ortadan kaldırır.
Kadın ve erkeğin koşturması veya çocuğun oradan oraya sürüklenmesiyle aile düzeni ile beraber toplum düzeni bozulurken,
çocukların bozulan psikolojileri geleceğimizi tehdit ederken
aslında niçin çalıştığımızı,
paramızı nerelere harcadığımızı düşünmeliyiz.
Her şey sıradanı bırakıp istisnaları normalleştirmemiz ile gelişti.
Ben sosyolog değilim, öylesine bir gözlemciyim. Toplum sorunlarının hemen hemen hepsinin benim bakışımdan en önemli sebepleri normal aile düzeninin istisna olmaya başlamasıdır. Varsın sosyologlar ve psikologlar daha derinlemesine insin. Ben anne olarak kendi ailemden sorumluyum.
Unutmamız gerekir ki insan ailede yetişir. Ailenin direği ise yuvayı yapan dişi kuştur.
Bir kadının çocuğuyla ve eşiyle bizzat ilgilenirken (eğitimi terbiye, aile düzeni) duyacağı mutluluk ve huzurun hiçbir parasal değer ile ölçülemeyeceğini düşünüyorum.
19 kasım 2009
10 Kasım 2009 Salı
GENÇ KIZLAR TACİZ MAĞDURU
Yarışma programı var “Yaş 15”
Hani ülkemin bir aydının 15 yaşındaki genç kıza cinsel istismardan hüküm giydiği yaş. Gençlerin cinsel olarak her türlü durumlarının istismarla ifade edildiği yaş.
Ülkemizde ve tüm medeni ülkelerde evlenme yaşı 18, oy kullanma yaşı da öyle.
Sigortalı çalışma yaşı 16, iş kurma yaşı yine en az 18.
Ancak sahneye çıkıp vücuduyla, sesiyle birilerini etkileyip ünlü olma yaşı yok. Gençler Yaş 15 de sahne alıyor, şov yapıyorlar.
Eğitim ortalamasının 3,5 sınıf olduğu –yani ilköğretimin yarısı bile değil- aydınların genç kızlara cinsel istismardan suçlanıp hüküm giydiği ülkemizde gençler;
Mankenlik, oyunculuk, şarkıcılık gibi görsel sanat veya vazifelere vücutlarını da malzeme olarak kullanmaya daha 15 yaşında özendiriliyor. Çok güzel, çok başarılı, çok alımlı olmak şartlandırılıyor. Anneleri onlara rehberlik ediyor. Giyimlerine kuşamlarına, hareketlerine, edalarına nasıl daha göz alıcı olacaklarına karar veriyor. Tv de izleyenlere hoş görünmek için süper mini, içgösterir veya açık giysilerle sahneye çıkıyorlar. Henüz çocuk yaşta, gelişmemiş vücutları, sesleri ve oturmamış kişilikleriyle koca bir dünyanın içine sokuluyorlar.
Peki, ne için?
Kariyer, ün, para, erkenden geleceklerini kurtarmak için.
Ne pahasına?
Daha o yaşta bedenlerini kullanarak ilerlemek pahasına.
Böylece çok para kazanıp kazandıkları para ile hayat standartlarını geliştirip ailelerine daha iyi imkânlar sağlıyorlar.
Ya ülkemin cahil kalmış, okumuş ama ilerleme kat edememiş kişileri bunlara tacizde bulunursa ne oluyor?
Belki korkunç gelecek ama şayet tacizde bulunan çok varlıklı, çok yüksek mevkii sahibi birisiyse ve genç kıza yüksek kariyer vaat ediyorsa, onu sahnelere sunuyorsa bir şey olmuyor.
Tacizde bulunan kızı başkalarıyla paylaşmayıp kendine saklamayı düşünüyorsa fişlenip hapsi boyluyor.
Burada yazılanlar sahne sanatlarını yermek için değil, çok zorlukları olan bu alanda gençlerin mevcut zekâlarıyla ve tecrübeleriyle zarar göreceklerini hatırlatmak içindir.
Eğitimini tamamlayıp, meslek hayatına atıldığında hayatını sürdürecek olgunluğa peyderpey erişmiş kişiler istedikleri tüm meşru meslekleri yapabilir ve zorluklarına göğüs gerebilirler.
Benim içimi acıtan; henüz zorunlu eğitimi bile tamamlamamış, zorunlu yaşları aşamamış, kendini nelerden ve nasıl koruyacağını öğrenmemiş gençlerimizin daha kırılganken, zorlu bir dünyaya özendirilerek sokulmalarıdır.
Allah çocuklarımızı bize emanet ediyor.
Emaneti hakkıyla koruyabilmemizi nasip etsin. Çocuklarımızı böyle özentilerden ve mecburiyetlerden esirgesin.
Hani ülkemin bir aydının 15 yaşındaki genç kıza cinsel istismardan hüküm giydiği yaş. Gençlerin cinsel olarak her türlü durumlarının istismarla ifade edildiği yaş.
Ülkemizde ve tüm medeni ülkelerde evlenme yaşı 18, oy kullanma yaşı da öyle.
Sigortalı çalışma yaşı 16, iş kurma yaşı yine en az 18.
Ancak sahneye çıkıp vücuduyla, sesiyle birilerini etkileyip ünlü olma yaşı yok. Gençler Yaş 15 de sahne alıyor, şov yapıyorlar.
Eğitim ortalamasının 3,5 sınıf olduğu –yani ilköğretimin yarısı bile değil- aydınların genç kızlara cinsel istismardan suçlanıp hüküm giydiği ülkemizde gençler;
Mankenlik, oyunculuk, şarkıcılık gibi görsel sanat veya vazifelere vücutlarını da malzeme olarak kullanmaya daha 15 yaşında özendiriliyor. Çok güzel, çok başarılı, çok alımlı olmak şartlandırılıyor. Anneleri onlara rehberlik ediyor. Giyimlerine kuşamlarına, hareketlerine, edalarına nasıl daha göz alıcı olacaklarına karar veriyor. Tv de izleyenlere hoş görünmek için süper mini, içgösterir veya açık giysilerle sahneye çıkıyorlar. Henüz çocuk yaşta, gelişmemiş vücutları, sesleri ve oturmamış kişilikleriyle koca bir dünyanın içine sokuluyorlar.
Peki, ne için?
Kariyer, ün, para, erkenden geleceklerini kurtarmak için.
Ne pahasına?
Daha o yaşta bedenlerini kullanarak ilerlemek pahasına.
Böylece çok para kazanıp kazandıkları para ile hayat standartlarını geliştirip ailelerine daha iyi imkânlar sağlıyorlar.
Ya ülkemin cahil kalmış, okumuş ama ilerleme kat edememiş kişileri bunlara tacizde bulunursa ne oluyor?
Belki korkunç gelecek ama şayet tacizde bulunan çok varlıklı, çok yüksek mevkii sahibi birisiyse ve genç kıza yüksek kariyer vaat ediyorsa, onu sahnelere sunuyorsa bir şey olmuyor.
Tacizde bulunan kızı başkalarıyla paylaşmayıp kendine saklamayı düşünüyorsa fişlenip hapsi boyluyor.
Burada yazılanlar sahne sanatlarını yermek için değil, çok zorlukları olan bu alanda gençlerin mevcut zekâlarıyla ve tecrübeleriyle zarar göreceklerini hatırlatmak içindir.
Eğitimini tamamlayıp, meslek hayatına atıldığında hayatını sürdürecek olgunluğa peyderpey erişmiş kişiler istedikleri tüm meşru meslekleri yapabilir ve zorluklarına göğüs gerebilirler.
Benim içimi acıtan; henüz zorunlu eğitimi bile tamamlamamış, zorunlu yaşları aşamamış, kendini nelerden ve nasıl koruyacağını öğrenmemiş gençlerimizin daha kırılganken, zorlu bir dünyaya özendirilerek sokulmalarıdır.
Allah çocuklarımızı bize emanet ediyor.
Emaneti hakkıyla koruyabilmemizi nasip etsin. Çocuklarımızı böyle özentilerden ve mecburiyetlerden esirgesin.
30 Ekim 2009 Cuma
kuş gıribi, domuz gıribi, seneye sürüngen gıribi
Geçen sene kuş gıribi ile boğuştuk.
Mevcut aşı yetti,
Ölenler öldü, kalan sağlarla yolumuza devam ettik.
Bu sene domuz gıribi mi daha korkunç ona mukabil geliştirilen aşı mı bilemedik?
Gıripten ölmeyen aşıdan kesin ölecek.
Topumuzu öldürecekler.
.....
Madem öyle irtibatı koparalım.
Kimselerle görüşmeyelim, öpüşmeyelim, sarılmayalım, gidip gelmeyelim.
Gırip olmayalım da ne olursa olsun.
Hadi gırip olduk ama ölmeyeceksek de aşı sebebiyle ölürsek?
Bari aşı olmayalım.
Bizim üzerimizde deneyeceklermiş
Dünya sağlık örgütü,
Sağlık bakanlığı,
Bütün gelişmiş ülkeler işin içinde.
Hepisi bizi bitirmek için tam gaz çalışıyorlar.
Hem gıripten ölsek en fazla hastalıktan öldük Mevlam verdi canı Mevlam aldı deriz.
Ya adamların yaptığı aşıdan ölürsek?
Merde namerde muhtaç etmesin Mevlam.
Ya aşıyı yapan hemşirenin beceriksizliğine sebep olan sağlık bakanlığı,
veya elektrik kesilmesiyle saklandığı dolapta bozulmasına sebep olan enerji bakanlığı vesilesiyle öldürülürsek?
Yoook aşı falan yok, olmayacağız.
Ha sonra olur da hastalık yayılırsa,
Klasiklere girmiş görüntüleriyle halkımız;
kara borsa maç biletleri için değil de kara borsa kalan aşıları
değil eldivenlerini takmış yüksek okul mezunu hemşireye
onların saklanıp unutluduğu -veya bu günler için zulalandığı- depodaki görevliye
enjekte ettirmek için
kuyruklara girmiş vaziyette dünya basınına yakalanırsa
bedava olan aşı için bilmem kimlere binleri ödeyip de çoluğunu çocuğunu kurtarmak için varını yoğunu ortaya koyarsa
Yakışır bize.
Biz zaten evladımız için herşeyi yaparız.
Dost düşman görsün nasıl birbirimize güvenir inanırız.
Ama o ana kadar, yumurta kapıya dayanana kadar aşı maşı olmak yok.
Yakışmaz bize.
Çözdük oyunlarını.
Hah şimdi öldüremeyecekler bizi en azından topumuzu birden.
Zaten sıralamaya göre seneye kertenkele gıribi falan gelecek
EEEE yüksek tıpuklu deri çizmeler giyeriz olur biter
Benim de ne zamandır istediğim -çok istediğim- hardal çanta ve çizmeyi almam ile bu sorun da çözülüverir.
Sonra bana artık heç birşey olmazzzzz!!!
Sevgilerimle
Mevcut aşı yetti,
Ölenler öldü, kalan sağlarla yolumuza devam ettik.
Bu sene domuz gıribi mi daha korkunç ona mukabil geliştirilen aşı mı bilemedik?
Gıripten ölmeyen aşıdan kesin ölecek.
Topumuzu öldürecekler.
.....
Madem öyle irtibatı koparalım.
Kimselerle görüşmeyelim, öpüşmeyelim, sarılmayalım, gidip gelmeyelim.
Gırip olmayalım da ne olursa olsun.
Hadi gırip olduk ama ölmeyeceksek de aşı sebebiyle ölürsek?
Bari aşı olmayalım.
Bizim üzerimizde deneyeceklermiş
Dünya sağlık örgütü,
Sağlık bakanlığı,
Bütün gelişmiş ülkeler işin içinde.
Hepisi bizi bitirmek için tam gaz çalışıyorlar.
Hem gıripten ölsek en fazla hastalıktan öldük Mevlam verdi canı Mevlam aldı deriz.
Ya adamların yaptığı aşıdan ölürsek?
Merde namerde muhtaç etmesin Mevlam.
Ya aşıyı yapan hemşirenin beceriksizliğine sebep olan sağlık bakanlığı,
veya elektrik kesilmesiyle saklandığı dolapta bozulmasına sebep olan enerji bakanlığı vesilesiyle öldürülürsek?
Yoook aşı falan yok, olmayacağız.
Ha sonra olur da hastalık yayılırsa,
Klasiklere girmiş görüntüleriyle halkımız;
kara borsa maç biletleri için değil de kara borsa kalan aşıları
değil eldivenlerini takmış yüksek okul mezunu hemşireye
onların saklanıp unutluduğu -veya bu günler için zulalandığı- depodaki görevliye
enjekte ettirmek için
kuyruklara girmiş vaziyette dünya basınına yakalanırsa
bedava olan aşı için bilmem kimlere binleri ödeyip de çoluğunu çocuğunu kurtarmak için varını yoğunu ortaya koyarsa
Yakışır bize.
Biz zaten evladımız için herşeyi yaparız.
Dost düşman görsün nasıl birbirimize güvenir inanırız.
Ama o ana kadar, yumurta kapıya dayanana kadar aşı maşı olmak yok.
Yakışmaz bize.
Çözdük oyunlarını.
Hah şimdi öldüremeyecekler bizi en azından topumuzu birden.
Zaten sıralamaya göre seneye kertenkele gıribi falan gelecek
EEEE yüksek tıpuklu deri çizmeler giyeriz olur biter
Benim de ne zamandır istediğim -çok istediğim- hardal çanta ve çizmeyi almam ile bu sorun da çözülüverir.
Sonra bana artık heç birşey olmazzzzz!!!
Sevgilerimle
Etiketler:
....,
domuz gıribi aşısı,
dünya komploları aşı kuyruğu,
hardal çizme
Islak imza tartışması- kuru iftira-
Herkes bu konuda birşeyler söyledi.
Ben de şunu bildirmeliyim ki;
Dünyadaki yerimiz ve mevcut iklimlerimiz koşullarında hiçbir ıslaklık bu kadar ıslak kalmaz.
Yani kurumuştur o imza
Bu kadar zaman ıslak kalamazzzzzzz
Islaktır diyenler asıl yalancı
Akıl var yakın var.
Nerde sakladılar da bu kadar zaman ıslak kaldı bu imza hem?
Hem madem ıslaktı tetkik ederken bulaşmadı mı sağa sola?
Yok efendim o imza ıslak olsaydı bir kere yzanların imzalayanın ve inceleyenlerin eline bulaşırdı.
Bak kimsenin elinde de yüzünde de iz yok.
Anlayacağınız kuru iftira
İmza da kuru
İftira da
Sevgiler
Ben de şunu bildirmeliyim ki;
Dünyadaki yerimiz ve mevcut iklimlerimiz koşullarında hiçbir ıslaklık bu kadar ıslak kalmaz.
Yani kurumuştur o imza
Bu kadar zaman ıslak kalamazzzzzzz
Islaktır diyenler asıl yalancı
Akıl var yakın var.
Nerde sakladılar da bu kadar zaman ıslak kaldı bu imza hem?
Hem madem ıslaktı tetkik ederken bulaşmadı mı sağa sola?
Yok efendim o imza ıslak olsaydı bir kere yzanların imzalayanın ve inceleyenlerin eline bulaşırdı.
Bak kimsenin elinde de yüzünde de iz yok.
Anlayacağınız kuru iftira
İmza da kuru
İftira da
Sevgiler
Etiketler:
ergenekon,
falan filan,
ıslak imza,
kuru iftira,
yalan dolan
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)