Kişi kendine ceza verir.
Ben, bir hata yaptım,
O, ben bu hatadan kurtulayım diye bana türlü hatalar yaptırdı.
Ben, biri beni seviyor diye hayatımı ona esir etmem gerektiğini ve başka türlü gazaba uğrayacağımı sandım,
O, ben bu azaptan kurtulayım diye bir tanesi bile gazaba uğramaya yetecek hatalar yaptığım halde beni mutlu ve umutlu olacak hale çıkardı.
Ben, beni sevdiğini söyleyenin sözünden çıkmazsam yok edileceğimi sanırken,
O, beni gerçekten sevenin o olduğunu göstermek için defalarca sözünden çıkmama sessiz kaldı ve ona dönmemi bekledi.
Ben varlık ile sınandım, Yokluk ile sınandım,
Takva ile sınandım, Günahkârlıkla sınandım,
Kalabalıkla sınandım, Yalnızlıkla sınandım,
Umutsuzlukta hayatta kalmak zorunda olmakla sınandım,
Birinin yegâne umudu olup hayatta kalmak zorunda kalmakla sınandım,
Mevkiiyle sınandım, İtibarsızlıkla sınandım,
Sağlıkla sınandım, Hastalıkla sınandım,
Elime verilenlere şükretmedim elimden gittiler,
Yokluğa şükrettim tekrar kaybettiklerimi geri kazandım,
Misliyle kaybettim, Kaç misliyle geri kazandım,
Kimse bana Rabbimin gazabından söz etmesin, ben gazaba en yakın olduğum anlarda Rabbim tarafından doğruya yolladım.
Bunun sırrı nerdedir bilmiyorum. Ya babaannemin duasında, Yahut ruhlar âleminde içimde hissettiğim imanın kuvvetliliğinde.
Bana kimse çaresizlikten bahsedemez, Ben bilirim ki, Rabbim kişiyi ancak daha güzeline ulaşsın diye elindekilerden mahrum eder.
1-2-2012
16 Şubat 2012 Perşembe
12 Ocak 2011 Çarşamba
yüksek yargılayan yine şah mat
Bence yargı ve siyasal iktidar arasında oynanan satrançın bu oyununda da yargının yaptığı son hamle öncekilerle birleşip siyasal iktidarın yine bir el almasına sebep olacak.
Yargı vezirini, fillerini, atlarını, kalelerini hatta piyonlarını korumaya çılışırken yine aynı vahim sona gidecek "Tüm taşlarıyla elinde dururken"
Şöyle ki:
Siyasal iktisar yargıyı elegeçirmesin diye yargıç savcı alımı engellendi,
Siyasal iktidar yasaları ele geçirmesin diye çıkarılan yasalar durduruldu,
Siyasal iktidar icraat yapamasın diye icraatlar durduruldu.
En son iktidarın hazırladığı bir yasa sebebiyle(!) caniler sokağa salındı.
Ekonomide yapılanlar işe yaramadı. Çuvallamaddılar
Siyasal yönde yapılanlar işe yaramadı, bölünmediler, dünyaya rezil olmadılar
Halk hala bunlara kanıyor, referandumu kaybetmediler
bari halkın güvende yaşama duygusuna oynayalım da iktidar güven verme bakımından muktedir olamasın.
Ve hizbullah kozu oynandı.
.....
Bu arada kendini değiştirip kürt eylemcilerin ona açtığı özgürlük yolunda ilerlemek ve siyasallaşmak için zaman kazandı.
Zaten hapse girmeyen meslise kolay kolay giremiyor(!) (bkz diğer partiler)
Hizbullah halkın gözünde legalleşmeye ve çare olmaya karar verdi
Böl parçala yut.
Kürt parti tek başına doğu ve güneydoğudan seçime girse alacağı oy ile çıkaracağı vekil sayısı
Hizbullah sayesinde bölünecek
Ama bu bölünme mevcut yasalara göre ikiye bölünme olmayacak
Çünkü baraj var
Yani ikisinin toplam alacağı oy tek başına girerlerse alacağı oydan fazla olacak olsa da, çıkaaracakları vekil sayısı az olacak
Hizbullah radikal islamı kürtlerin milliyetçiliği gibi kullanıp gelişen demokrasi sonucu meclise azınlık da olsa girecek,
giremese de girecek olan kürt sayısını azaltacak.
ve iktidar partisi bölgedeki en büyük rakibini de yenip yine tek başına iktisar olacak
demek ki neymiş
Aslolan oyunu kazanmakmış,
kaleyi fili değil
veziri piyonu değil,
Şahı korumakmış
Yeri geldiğinde oyunun bekası için bazı taşları verebilmeyi göze almakmış
Sevgili çook yüksek yargılama taşları yine Şah mat olacak
Yargı vezirini, fillerini, atlarını, kalelerini hatta piyonlarını korumaya çılışırken yine aynı vahim sona gidecek "Tüm taşlarıyla elinde dururken"
Şöyle ki:
Siyasal iktisar yargıyı elegeçirmesin diye yargıç savcı alımı engellendi,
Siyasal iktidar yasaları ele geçirmesin diye çıkarılan yasalar durduruldu,
Siyasal iktidar icraat yapamasın diye icraatlar durduruldu.
En son iktidarın hazırladığı bir yasa sebebiyle(!) caniler sokağa salındı.
Ekonomide yapılanlar işe yaramadı. Çuvallamaddılar
Siyasal yönde yapılanlar işe yaramadı, bölünmediler, dünyaya rezil olmadılar
Halk hala bunlara kanıyor, referandumu kaybetmediler
bari halkın güvende yaşama duygusuna oynayalım da iktidar güven verme bakımından muktedir olamasın.
Ve hizbullah kozu oynandı.
.....
Bu arada kendini değiştirip kürt eylemcilerin ona açtığı özgürlük yolunda ilerlemek ve siyasallaşmak için zaman kazandı.
Zaten hapse girmeyen meslise kolay kolay giremiyor(!) (bkz diğer partiler)
Hizbullah halkın gözünde legalleşmeye ve çare olmaya karar verdi
Böl parçala yut.
Kürt parti tek başına doğu ve güneydoğudan seçime girse alacağı oy ile çıkaracağı vekil sayısı
Hizbullah sayesinde bölünecek
Ama bu bölünme mevcut yasalara göre ikiye bölünme olmayacak
Çünkü baraj var
Yani ikisinin toplam alacağı oy tek başına girerlerse alacağı oydan fazla olacak olsa da, çıkaaracakları vekil sayısı az olacak
Hizbullah radikal islamı kürtlerin milliyetçiliği gibi kullanıp gelişen demokrasi sonucu meclise azınlık da olsa girecek,
giremese de girecek olan kürt sayısını azaltacak.
ve iktidar partisi bölgedeki en büyük rakibini de yenip yine tek başına iktisar olacak
demek ki neymiş
Aslolan oyunu kazanmakmış,
kaleyi fili değil
veziri piyonu değil,
Şahı korumakmış
Yeri geldiğinde oyunun bekası için bazı taşları verebilmeyi göze almakmış
Sevgili çook yüksek yargılama taşları yine Şah mat olacak
1 Aralık 2010 Çarşamba
Kabul ben bir hiçim
En yüksek dağın en yüksek tepesine çıksam da
Oraya asılacak bayrağı ütülemektir benim işim
Biliyorum
Asıl mesleğim
Kalabalık bir toplantıda en can alıcı fikirleri ortaya atsam da
Boş bardakları doldururken ve börek yaparken kıymetliyim
Yahut derin dekoltemle ordaki bir vazo gibiyim
Biliyorum
Ben bilmem
Öğrenmiş olsam da, yaşayıp tecrübe etsem de
Mayınları bulma zamanı için öne sürülmekten ileri gidemem
Biliyorum ben diye birşey yok aslında
Elimin ürettikleri, dilimin söyledikleri, zihnimin düşündükleri
Ancak bir işe yarar birgün gelip de benden yeni bir can çıkarsa
Biliyorum bu çift taraflı bir işkence
Bir şekil içine sokulmam gereken
Ve aslında çıkmazsam içinden
Tek gündemdir o şekil ya
Yoksa o şeklin içindekilerden aydın kimselere ne
Biliyorum peki neden
Bilsem de, yapsam da, aşsam da engelleri
Neden bir şekilden ileri gidemem
Yarımsam, eksiksem, iki kişi iken bir sözü söyleyebiliyorsam
Neden ayırmamış gideceğimiz yerleri mevlam
Cennetse insanlara vaad olunan
Büyük ve sonsuz mekan
Nedir bu etrafımda oynanan yalan
Nedir kurtuluş bu fani zindandan
Biliyorum ya gerisi hikaye
Üç gün için değmez
Ispatlanmış gerçekler için tekrar tekrar mücadele etmeye
4-3-2007
Hak sahibi ben isem
Sizden gelecek lutufları istemem
Yüksek tepelerden buralara sürüklenmişken
Ayağıma takılan çakıl taşlarına gücenmem
....................................
Olayın özü bu benim gözümde
Konuşacak onlarca sorun varken dönüp dolaşıp o şekle takılıyor insanlar
Ülkemin; eğitim, işsizlik, ekonomi gibi sorunları
Dünyamın; kirlilik, savaş, açlık gibi sorunları dururken birileri bizi hep aynı konuya çekiyor
Ben bu konuda çok yazdım ama kendime.
Nolur artık başka konularda konuşalım da tarihin sayfalarına bu salakça konularla kaydolmayalım
Sağlıcakla kalın 10-kasım 2010
Oraya asılacak bayrağı ütülemektir benim işim
Biliyorum
Asıl mesleğim
Kalabalık bir toplantıda en can alıcı fikirleri ortaya atsam da
Boş bardakları doldururken ve börek yaparken kıymetliyim
Yahut derin dekoltemle ordaki bir vazo gibiyim
Biliyorum
Ben bilmem
Öğrenmiş olsam da, yaşayıp tecrübe etsem de
Mayınları bulma zamanı için öne sürülmekten ileri gidemem
Biliyorum ben diye birşey yok aslında
Elimin ürettikleri, dilimin söyledikleri, zihnimin düşündükleri
Ancak bir işe yarar birgün gelip de benden yeni bir can çıkarsa
Biliyorum bu çift taraflı bir işkence
Bir şekil içine sokulmam gereken
Ve aslında çıkmazsam içinden
Tek gündemdir o şekil ya
Yoksa o şeklin içindekilerden aydın kimselere ne
Biliyorum peki neden
Bilsem de, yapsam da, aşsam da engelleri
Neden bir şekilden ileri gidemem
Yarımsam, eksiksem, iki kişi iken bir sözü söyleyebiliyorsam
Neden ayırmamış gideceğimiz yerleri mevlam
Cennetse insanlara vaad olunan
Büyük ve sonsuz mekan
Nedir bu etrafımda oynanan yalan
Nedir kurtuluş bu fani zindandan
Biliyorum ya gerisi hikaye
Üç gün için değmez
Ispatlanmış gerçekler için tekrar tekrar mücadele etmeye
4-3-2007
Hak sahibi ben isem
Sizden gelecek lutufları istemem
Yüksek tepelerden buralara sürüklenmişken
Ayağıma takılan çakıl taşlarına gücenmem
....................................
Olayın özü bu benim gözümde
Konuşacak onlarca sorun varken dönüp dolaşıp o şekle takılıyor insanlar
Ülkemin; eğitim, işsizlik, ekonomi gibi sorunları
Dünyamın; kirlilik, savaş, açlık gibi sorunları dururken birileri bizi hep aynı konuya çekiyor
Ben bu konuda çok yazdım ama kendime.
Nolur artık başka konularda konuşalım da tarihin sayfalarına bu salakça konularla kaydolmayalım
Sağlıcakla kalın 10-kasım 2010
Uyumamaya direnen çocuklar gibiyim.
Uyku; kitap okumak, uyanık kalmak ise onun dışında yaptıklarım benim için.
Okumak dışında yaptıklarım da gerekli, yani bir çoğu. Bazısı beni besliyor, bazısı dinlendiriyor, bazısı eğlendiriyor ve bazısı yoruyor. Benim düzenli olarak uyumam lazım ki büyüyebileyim. Ne zamandır düzenli uyuyamıyorum. Uyusam da sık sık uyanıyorum, bundan olacak her tarafım ağırıyor.
Uyuyamıyorum –okuyamıyorum- çünkü etrafımdakileri kaçıracağımdan korkuyorum. Sohbet etmek, televizyon seyretmek, gezmek gibi çok önemli işlerim var.
Televizyon başlı başına bir esaret. Bir konu her kanalda farklı yorumlanıyor. Tabi ki aynı haberi ikinci kez izlemiyorum. Hani çocuklar sıkılır ya aynı oyuncaktan. Ama ya başkaları daha önemli birşeyler demişse diye kanal kanal dolaşıyorum. Hani çocuklar deşer ya evin orasını burasını. Önce haberi izliyorum sonra yorumlarını, sonra yorumun da yorumu. Hani sanki birazdan öleceğim de hepsini duymalıyım. Kenini sürekli meşgul etmek isteyen çocuklar gibiyim. Nihayetinde nasıl bir çocuk uyursa herşey bitecek, her şeyi kaçıracağım diye direnir ya ben de bir kitap alırsam elime ve okumaya başlarsam herşeyi kaçıracağımdan korkuyorum. Dur şunu da izleyeyeim, şu konuda da konuşayım...
Uykuya dalamayan çocuklar gibiyim. Bir başlasam bitirebilirim aldığım kitapları. Bir elime alsam başlayabilirim. Ah bir okusaydım daha neler yazabilirdim. Ama vakit yok ki okuyayım. Vijdanım rahatlasın diye boyuna kitap alıyorum. Gördüğü her oyuncağı alıp sonra bir köşede unutan çocuklar gibiyim.
Uyumayan çocuk huysuz olur. Bazen beşikte sallayanarak sersemleyince, bazen arabaya koyup gezdirilirken dikkati dağılınca, ortam değiştirince uykuya dalabilir.
Dalmak, Uykuya dalmak. Biryerden çıkıp başka bir yere gitmek. Biryerin derinlerine ulaşmak. Uykuya dalmak bundan bazen çok zor olur.
Kitap okumaya dalmak da uykuya dalmak gibidir. Bir alemden alır başka alemlere taşır kişiyi. Her kitapta ben ne alemler olduğunu tahmin ederim de zorlanırım dalmaya. Ah bir dalsam bu sefer kaybederim kendimi o alemlerde. Bazen çıkamam günlerce.
Uykuya dalmak için bazen son anda vaktiye reddedilenler kıymetli olur çocuk için. Çocuk emmeye karar verir ya annesine ya da emziğine yumulur. Ve farkında olmadan uyur. Bilerek uyumak veya bilinçsizce uyumak, farkeder mi uyuduktan sonra. Uyumayı bilen çocuk ağlamadan rahatça uykuya dalabilirken uyumayı bilemiycen zorlamayla sersemleyip uyuyabilir. Biri uyurken mutlu olur diğeri uyuyacak diye ödü kopar.
Okumak da böyle, kimisi isteyerek okur ve okurken mutlu olur, kimisi zorla işkence gibi okur. Kimisi de benim gibi okumak için elinden geleni yaparken birtek okumaz. Bekler ki yaptıkları onu okumaya sevketsin. Aldığım kitaplar, kitaplar hakkında okuduğum küçük yazılar, birden kıymete biner. Bazen etkiler kitaba sevkeder, bazen gönül bu vesile ile başka kitaplara meyleder.
Nihayetinde uyur bebek. Bebek uyur çocuk olur, çocuk genç olur, genç yetişkin. Uyumasa büyüyemez ki! Çünkü büyüme hormonu uykuda salgılanıyor. Bebeklerin büyümesi görülebilir ve ölçülebilir. Boy, kilo, baş çevresi vs. İnsanlar bu büyüyor maaşallah der, uyusun da büyüsün benim evladım diye ninniler söyler.
Ben okuyarak büyürüm. Zihinsel olarak. Dinginleşirim. Olgunlaşırım, hayata daha rahat bakarım. Saçlarım ağarmaz da zihnim ağarır.
Ve uyanır nihayetinde çocuk. Sanki o huysuzlukları uyku ile silinmiş gitmiştir. Daldığı alemlerden gelmiş, sanki yeniden doğmuştur. Acıkmıştır, merakı artmış etrafını seyre dalmıştır, dillenmiş farklı sesler çıkarmaya başlamıştır. Uykusunu alıp uyanmış uyanmış çocuk ne güzel gülümser, yemeğini ne güzel yer, oyununu ne güzel oynar. Uykusunu almış bir çocuk anne için ne güzeldir, ne rahattır. Her uyandığında anlar bunu da, çocuktur, unutuverir. Uykuya dalmak yine de zor gelir bebeğer, çocuğa, gence. Yetişkin olduğunda ise vakit yoktur eskisi kadar uyumak için. Yapılacak ne çok iş vardır. Bundan olsa gerek yetişkinler uyuyarak değil okuyarak büyümeye devam eder.
Büyümek bir yaştan sonra okuyarak olursa güzel görünüyor. Parayla veya mevkiyle büyümek çiğ kaçarken ilimle büyümek erdem oluyor.
Okumadan yaşlanmak ise gerçekten yaşlanmak. Bir ağacın yaşlanması gibi. Bir kaplanın, panterin yaşlanması gibi. Yok oluşa doğu koşar adım ilerlemek. Sahip olduklarını kaybedişi çaresizce seryretmek.
Ben yaşlanıyorum. Öyle zor ki, hem farkındayım hem birşey yapamıyorum.
Neler kaçırdığımı biliyorum. Hiçbirisini bilmesem bile. Bazen biraz kestiriyorum ama birden uyanıyorum. Hep uykusuz bir o kadar da huysuz bir hayat sürüyorum.
Ne oturduğundan ne de yattığından keyif almayan, sürekli huysuzlanan küçük bir çocuk gibi, bunamaya başlayan bir yetişkin gibiyim.
Uyusam ve rahatlasam. Her uynanışımda bedenen olmasa da değil ama zihnen büyüdüğümü ben de farkedeceğim etrafımdakiler de.
Çooook uykum var ama meraklı çocuklar gibiyim etrafımda olanları kaçıracağımdan korkuyorum. Uyumamak için direniyorum. Gözlerim uykusuzluktan kızarmış, Etrafına boş boş bakan, Düzenli uyuyamadığı için büyümesi gerileyen bir çocuk gibiyim. 30kasım 2010
Okumak dışında yaptıklarım da gerekli, yani bir çoğu. Bazısı beni besliyor, bazısı dinlendiriyor, bazısı eğlendiriyor ve bazısı yoruyor. Benim düzenli olarak uyumam lazım ki büyüyebileyim. Ne zamandır düzenli uyuyamıyorum. Uyusam da sık sık uyanıyorum, bundan olacak her tarafım ağırıyor.
Uyuyamıyorum –okuyamıyorum- çünkü etrafımdakileri kaçıracağımdan korkuyorum. Sohbet etmek, televizyon seyretmek, gezmek gibi çok önemli işlerim var.
Televizyon başlı başına bir esaret. Bir konu her kanalda farklı yorumlanıyor. Tabi ki aynı haberi ikinci kez izlemiyorum. Hani çocuklar sıkılır ya aynı oyuncaktan. Ama ya başkaları daha önemli birşeyler demişse diye kanal kanal dolaşıyorum. Hani çocuklar deşer ya evin orasını burasını. Önce haberi izliyorum sonra yorumlarını, sonra yorumun da yorumu. Hani sanki birazdan öleceğim de hepsini duymalıyım. Kenini sürekli meşgul etmek isteyen çocuklar gibiyim. Nihayetinde nasıl bir çocuk uyursa herşey bitecek, her şeyi kaçıracağım diye direnir ya ben de bir kitap alırsam elime ve okumaya başlarsam herşeyi kaçıracağımdan korkuyorum. Dur şunu da izleyeyeim, şu konuda da konuşayım...
Uykuya dalamayan çocuklar gibiyim. Bir başlasam bitirebilirim aldığım kitapları. Bir elime alsam başlayabilirim. Ah bir okusaydım daha neler yazabilirdim. Ama vakit yok ki okuyayım. Vijdanım rahatlasın diye boyuna kitap alıyorum. Gördüğü her oyuncağı alıp sonra bir köşede unutan çocuklar gibiyim.
Uyumayan çocuk huysuz olur. Bazen beşikte sallayanarak sersemleyince, bazen arabaya koyup gezdirilirken dikkati dağılınca, ortam değiştirince uykuya dalabilir.
Dalmak, Uykuya dalmak. Biryerden çıkıp başka bir yere gitmek. Biryerin derinlerine ulaşmak. Uykuya dalmak bundan bazen çok zor olur.
Kitap okumaya dalmak da uykuya dalmak gibidir. Bir alemden alır başka alemlere taşır kişiyi. Her kitapta ben ne alemler olduğunu tahmin ederim de zorlanırım dalmaya. Ah bir dalsam bu sefer kaybederim kendimi o alemlerde. Bazen çıkamam günlerce.
Uykuya dalmak için bazen son anda vaktiye reddedilenler kıymetli olur çocuk için. Çocuk emmeye karar verir ya annesine ya da emziğine yumulur. Ve farkında olmadan uyur. Bilerek uyumak veya bilinçsizce uyumak, farkeder mi uyuduktan sonra. Uyumayı bilen çocuk ağlamadan rahatça uykuya dalabilirken uyumayı bilemiycen zorlamayla sersemleyip uyuyabilir. Biri uyurken mutlu olur diğeri uyuyacak diye ödü kopar.
Okumak da böyle, kimisi isteyerek okur ve okurken mutlu olur, kimisi zorla işkence gibi okur. Kimisi de benim gibi okumak için elinden geleni yaparken birtek okumaz. Bekler ki yaptıkları onu okumaya sevketsin. Aldığım kitaplar, kitaplar hakkında okuduğum küçük yazılar, birden kıymete biner. Bazen etkiler kitaba sevkeder, bazen gönül bu vesile ile başka kitaplara meyleder.
Nihayetinde uyur bebek. Bebek uyur çocuk olur, çocuk genç olur, genç yetişkin. Uyumasa büyüyemez ki! Çünkü büyüme hormonu uykuda salgılanıyor. Bebeklerin büyümesi görülebilir ve ölçülebilir. Boy, kilo, baş çevresi vs. İnsanlar bu büyüyor maaşallah der, uyusun da büyüsün benim evladım diye ninniler söyler.
Ben okuyarak büyürüm. Zihinsel olarak. Dinginleşirim. Olgunlaşırım, hayata daha rahat bakarım. Saçlarım ağarmaz da zihnim ağarır.
Ve uyanır nihayetinde çocuk. Sanki o huysuzlukları uyku ile silinmiş gitmiştir. Daldığı alemlerden gelmiş, sanki yeniden doğmuştur. Acıkmıştır, merakı artmış etrafını seyre dalmıştır, dillenmiş farklı sesler çıkarmaya başlamıştır. Uykusunu alıp uyanmış uyanmış çocuk ne güzel gülümser, yemeğini ne güzel yer, oyununu ne güzel oynar. Uykusunu almış bir çocuk anne için ne güzeldir, ne rahattır. Her uyandığında anlar bunu da, çocuktur, unutuverir. Uykuya dalmak yine de zor gelir bebeğer, çocuğa, gence. Yetişkin olduğunda ise vakit yoktur eskisi kadar uyumak için. Yapılacak ne çok iş vardır. Bundan olsa gerek yetişkinler uyuyarak değil okuyarak büyümeye devam eder.
Büyümek bir yaştan sonra okuyarak olursa güzel görünüyor. Parayla veya mevkiyle büyümek çiğ kaçarken ilimle büyümek erdem oluyor.
Okumadan yaşlanmak ise gerçekten yaşlanmak. Bir ağacın yaşlanması gibi. Bir kaplanın, panterin yaşlanması gibi. Yok oluşa doğu koşar adım ilerlemek. Sahip olduklarını kaybedişi çaresizce seryretmek.
Ben yaşlanıyorum. Öyle zor ki, hem farkındayım hem birşey yapamıyorum.
Neler kaçırdığımı biliyorum. Hiçbirisini bilmesem bile. Bazen biraz kestiriyorum ama birden uyanıyorum. Hep uykusuz bir o kadar da huysuz bir hayat sürüyorum.
Ne oturduğundan ne de yattığından keyif almayan, sürekli huysuzlanan küçük bir çocuk gibi, bunamaya başlayan bir yetişkin gibiyim.
Uyusam ve rahatlasam. Her uynanışımda bedenen olmasa da değil ama zihnen büyüdüğümü ben de farkedeceğim etrafımdakiler de.
Çooook uykum var ama meraklı çocuklar gibiyim etrafımda olanları kaçıracağımdan korkuyorum. Uyumamak için direniyorum. Gözlerim uykusuzluktan kızarmış, Etrafına boş boş bakan, Düzenli uyuyamadığı için büyümesi gerileyen bir çocuk gibiyim. 30kasım 2010
19 Kasım 2010 Cuma
Merhametli anne kuralcı anneye göre daha kolay ve sıklıkla çocuk döver
Bu bir araştırma değil basit bir gözlem sonucu oluşan tesbittir.
Varsın araştırmacılar burdan yola çıkarak biryerlere ulaşsın.
Efendim bir anne çok merhametli ise ne yapar?
Çocuğuna kurallar koyar çünkü annedir ve çocuğunu koruyup yönlendirmelidir.
Çocuk bunların bir kısmına uyar,
Bir kısına direnir,
Bir kısmını da uyuyormuş gibi yapar ama reddeder.
Mesela sabah erken kalkmak konusunda direnir,
Yemekten sonra diş fırçalam konusunda fırçalıyormuş gibi yapar ama fırçalamaz,
Banyo konusunda yıkanır ama düzgün yıkanmaz
Merhametli anne kıyamaz
Katı olamaz,
Önce söylenir,
Sonra dırdır eder,
Babaya şikayet eder, tehdit eder,
Sonra dayanamaz iki tokat patlatır.
Katı ve kuralcı anne
Her talimatı takip eder, hata anında müdahale eder,
Çocuğu zorlar, baskı yapar arada söylenir ama genelde söylenmeden amacına ulaşır,
Çocuğu takip eder, talimatlara doğru uyup uymadığını denetler allem eder kallem eder ama o çocuğa dediğini yaptırır
Analaşılacağı üzere merhametli anne sonuçta söylenen, dırdır eden ve nihayetinde çocuğunu döven anne olurken,
Kurallı ve disiplinli anne dışarıdan katı gibi görünse de daha az söylenen, dırdır eden ama çocuğuna şiddet uygulamayan anne olur
Burada
Psikopatça çocuk döven,
Ruhsuzca çocuğa kurallar koyup yaşamdan bezdiren,
Çocuğa tamamen teslim olup acizce sağda solda dert yanan,
Çocuğu tarafından tamamen ele geçirilip sözünden çıkmayan
Çocuğu tarafından başkalarının yanında –bunun kafası basmaz- aşağılanan anneler gözlem dışı bırakılmıştır.
Onları daha sonra değerlendirebilirim
Sağlıcakla kalın
19 kasım 2010 20:59
Varsın araştırmacılar burdan yola çıkarak biryerlere ulaşsın.
Efendim bir anne çok merhametli ise ne yapar?
Çocuğuna kurallar koyar çünkü annedir ve çocuğunu koruyup yönlendirmelidir.
Çocuk bunların bir kısmına uyar,
Bir kısına direnir,
Bir kısmını da uyuyormuş gibi yapar ama reddeder.
Mesela sabah erken kalkmak konusunda direnir,
Yemekten sonra diş fırçalam konusunda fırçalıyormuş gibi yapar ama fırçalamaz,
Banyo konusunda yıkanır ama düzgün yıkanmaz
Merhametli anne kıyamaz
Katı olamaz,
Önce söylenir,
Sonra dırdır eder,
Babaya şikayet eder, tehdit eder,
Sonra dayanamaz iki tokat patlatır.
Katı ve kuralcı anne
Her talimatı takip eder, hata anında müdahale eder,
Çocuğu zorlar, baskı yapar arada söylenir ama genelde söylenmeden amacına ulaşır,
Çocuğu takip eder, talimatlara doğru uyup uymadığını denetler allem eder kallem eder ama o çocuğa dediğini yaptırır
Analaşılacağı üzere merhametli anne sonuçta söylenen, dırdır eden ve nihayetinde çocuğunu döven anne olurken,
Kurallı ve disiplinli anne dışarıdan katı gibi görünse de daha az söylenen, dırdır eden ama çocuğuna şiddet uygulamayan anne olur
Burada
Psikopatça çocuk döven,
Ruhsuzca çocuğa kurallar koyup yaşamdan bezdiren,
Çocuğa tamamen teslim olup acizce sağda solda dert yanan,
Çocuğu tarafından tamamen ele geçirilip sözünden çıkmayan
Çocuğu tarafından başkalarının yanında –bunun kafası basmaz- aşağılanan anneler gözlem dışı bırakılmıştır.
Onları daha sonra değerlendirebilirim
Sağlıcakla kalın
19 kasım 2010 20:59
22 Ekim 2010 Cuma
Kadınların kadınlara yaptığını hiçbir erkek yapamaz
• Ülkemin cahil de okumuş da olsa kadınları aynı. Yapmak istedikleri bir diğerini istedikleri gibi yönetmek. Ben inanmıyorum erkeklerin bu ülkeyi yönettiklerine.Onlar aslında kadınlar için çalışan kuklalar.
• Taşrada bir kadın, Raziye, kıymetsizdir çinkü kadın. Raziye okutulmaz, çalıştırılır ve erkenden evlendirilir. Baştan savılır. Kız yükü tuz yüküdür ya kurtulur aile bu yükten tez elden.
• Sonra o Raziyecik çocuk yaşta eşinin evindeki otorite ile tanışır. Hanım ağa veya kaynana. Kaynana ezer Raziye’yi, çok çalıştırır, oğluna şikayet eder yeri geldiğinde dövdürür, kovdurur, boşatır, üstüne kuma aldırır.
• Kaynana ne derse o olur. Raziye’ye zorla çocuk yaptırılır. Doğurmasa kısırdır, illa ki torun vermelidir. Raziye en önemli görevi olduğu için çocuk yapar, çocuk kız olur, Raziye aşağılanır, hakir görülür, bu sebeple üzerine kuma bile alınabilir. Bu bizim ocağımızı batıracak denir.
• Sonra erkek doğurur Raziyecik, birden yarı insan oluverir. Ama tam değil, Evladı büyüdükçe o da kıymetlenir kaynanası bazı yetkiler artık Raziye’ye devredebilir. Artık o da bilebilir ne yemek pişirileceğini, yorgunsa uyuyabilir, kapı gibi erkek evlat vermiştir onlara. Raziye en güzel yemekleri evladına verebilir artık. O erkektir ve en güzeline layıktır. Raziye onu okutabilir, o erkektir ve okumak hakkıdır, Raziye oğlunun elini sıcak sudan soğuk suya değdirmez, sırtında taşır, kaç yaşına gelene kadar yere indirmez. Hasta olmasın diye gözünün içine bakar, büyüsün kuvvetlensin diye macunlar şuruplar yapar.Oğlu büyüdükçe yetkileri artar, oğlu kükreyip birşeyleri kırıp devirmişse konuya komşuya hava yapar. Erkektir evladı ve erkek gibi olabilmesi için Raziye ona tüm imkanları sağlar. O da erkek olur.
• Kız evladı hizmet etmelidir, hem annesine, hem erkek kardeşine hem de herkese. Okutmak masraf demektir, neme lazım, okuyup da başımıza profösör mü olacak. Hem onun dili uzayacak gözünü açmadan evlendirmek gerekir. Kızcağız kendini paralasa da yaranamaz ailesine, tez elden kurtulmak gerekir o kızdan. Raziye ergenliğe geldiğinde evlendirir kızını.
• Ve oğlu ergenliğe geldiğinde ona bir kız bulmalıdır Raziye. Öyle ki hem güzel olmalı hem de ailesinin soyunda erkek olmalı ki erkek doğurabilmeli. Nihayet erkek evladını evlendirip gelin sahibi olduğunda işte o zaman o zavallı hakir kız Raziye kaynana olur, tam bir insan olur. Evin tek reisi, gelinin bekçisi, işkencecisi, oğlunun gözünün içine baktığı anası oluverir. Yani öyle birşey olur ki yıllarca nasıl yok ise şimdi o ölçüde var oluverir. İnsan oluverir. Ama kızları insan değildir. Ancak ve anacak evlenip erkek evlat doğurup büyütüp evlendirip kaynana olduklarında lafları dinlenir olacaktır onların.
• Erkek doğuramaynalar ise “eğitim zaiyatı” der gibi fireye ayrılır. Onların yerine erkek doğurabilenleri gelir. Burda erkek ona teklif edilen kızlardan birini seçer yahut bir kıza gönül verir ve o kızı ister. Gündüz çalışır akşam ise annesinin talimatına göre ya döver karısını ya sever, ama asla annesini sevdiği kadar değil. Çünkü annesi onu - erkek olduğu için- öyle çok sevip öyle çok yüceltmiştir ki karısı o yüceltmeye yaklaşamaz bile.
• da artık kendi oğlundan nasiplensin değil mi?
21 ekim 2010
• Taşrada bir kadın, Raziye, kıymetsizdir çinkü kadın. Raziye okutulmaz, çalıştırılır ve erkenden evlendirilir. Baştan savılır. Kız yükü tuz yüküdür ya kurtulur aile bu yükten tez elden.
• Sonra o Raziyecik çocuk yaşta eşinin evindeki otorite ile tanışır. Hanım ağa veya kaynana. Kaynana ezer Raziye’yi, çok çalıştırır, oğluna şikayet eder yeri geldiğinde dövdürür, kovdurur, boşatır, üstüne kuma aldırır.
• Kaynana ne derse o olur. Raziye’ye zorla çocuk yaptırılır. Doğurmasa kısırdır, illa ki torun vermelidir. Raziye en önemli görevi olduğu için çocuk yapar, çocuk kız olur, Raziye aşağılanır, hakir görülür, bu sebeple üzerine kuma bile alınabilir. Bu bizim ocağımızı batıracak denir.
• Sonra erkek doğurur Raziyecik, birden yarı insan oluverir. Ama tam değil, Evladı büyüdükçe o da kıymetlenir kaynanası bazı yetkiler artık Raziye’ye devredebilir. Artık o da bilebilir ne yemek pişirileceğini, yorgunsa uyuyabilir, kapı gibi erkek evlat vermiştir onlara. Raziye en güzel yemekleri evladına verebilir artık. O erkektir ve en güzeline layıktır. Raziye onu okutabilir, o erkektir ve okumak hakkıdır, Raziye oğlunun elini sıcak sudan soğuk suya değdirmez, sırtında taşır, kaç yaşına gelene kadar yere indirmez. Hasta olmasın diye gözünün içine bakar, büyüsün kuvvetlensin diye macunlar şuruplar yapar.Oğlu büyüdükçe yetkileri artar, oğlu kükreyip birşeyleri kırıp devirmişse konuya komşuya hava yapar. Erkektir evladı ve erkek gibi olabilmesi için Raziye ona tüm imkanları sağlar. O da erkek olur.
• Kız evladı hizmet etmelidir, hem annesine, hem erkek kardeşine hem de herkese. Okutmak masraf demektir, neme lazım, okuyup da başımıza profösör mü olacak. Hem onun dili uzayacak gözünü açmadan evlendirmek gerekir. Kızcağız kendini paralasa da yaranamaz ailesine, tez elden kurtulmak gerekir o kızdan. Raziye ergenliğe geldiğinde evlendirir kızını.
• Ve oğlu ergenliğe geldiğinde ona bir kız bulmalıdır Raziye. Öyle ki hem güzel olmalı hem de ailesinin soyunda erkek olmalı ki erkek doğurabilmeli. Nihayet erkek evladını evlendirip gelin sahibi olduğunda işte o zaman o zavallı hakir kız Raziye kaynana olur, tam bir insan olur. Evin tek reisi, gelinin bekçisi, işkencecisi, oğlunun gözünün içine baktığı anası oluverir. Yani öyle birşey olur ki yıllarca nasıl yok ise şimdi o ölçüde var oluverir. İnsan oluverir. Ama kızları insan değildir. Ancak ve anacak evlenip erkek evlat doğurup büyütüp evlendirip kaynana olduklarında lafları dinlenir olacaktır onların.
• Erkek doğuramaynalar ise “eğitim zaiyatı” der gibi fireye ayrılır. Onların yerine erkek doğurabilenleri gelir. Burda erkek ona teklif edilen kızlardan birini seçer yahut bir kıza gönül verir ve o kızı ister. Gündüz çalışır akşam ise annesinin talimatına göre ya döver karısını ya sever, ama asla annesini sevdiği kadar değil. Çünkü annesi onu - erkek olduğu için- öyle çok sevip öyle çok yüceltmiştir ki karısı o yüceltmeye yaklaşamaz bile.
• da artık kendi oğlundan nasiplensin değil mi?
21 ekim 2010
11 Aralık 2009 Cuma
Bir kapatılan da ben olayım, ülkeyi kurtarayım
DTP KAPATILDI
Benim gözlerim doldu.
Peki, ne oldu? Derler ki, ülke elden gidiyordu, şimdilik kurtuldu.
Kötü adamlar yasaklandı. Partileri kapatıldı. Kötü insanların paralarına hazine el koydu.
Madem ki, bunlar kötü insanlar ve her kurdukları partiyi kapatacağız, onlara oy verenler ne?
Ülkemin bir yerinde insanlar yaşıyor ve ısrarla bu görüşteki partilere oy veriyor.
Dünya özgürleşme, demokrasi insan hakları alanında ilerliyor
Biz, insanların kurduğu partileri düşünceleri beğenilmediği için kapatıyoruz.
Kim kapatıyor? Nasıl kapatıyor? Yasalarla kapatıyor. Devlet kapatıyor.
Yasaları kim koyuyor? Yasama
Kim uyguluyor, Kim denetliyor? Yürütme - Yargı
Onlar kim? Ülkemin insanları
Bu partilere oy verenler kim? Ülkemin insanları
Yasalar kim için? Halk için
Halk kim? Herkes -Ülkemin vatandaşlığında olup ülkemde ve yurtdışında yaşayan herkes-
Sadece bizim gibi düşünenler mi? Hayır, öyle olsaydı demokrasiye geçmezdik.
Sadece bizim konuştuğumuz dili konuşanlar, bizim rengimize benzeyenler mi?
Öyle olsa ülke bu günkü yüzölçümünde olamazdı.
Demokrasi kime lazım? Hepimize lazım.
Birileri iktidarda, birileri birilerinin adını kullanarak ebediyen muhalefette iken
Düşünsünler…
Vaktiyle onlar da yasaklanmadı mı? Hapse atılmadı mı? Partileri kapatılmadı mı?
Ne oldu kötüydüler de iyi mi oldular? Aptaldılar da akıllandılar mı?
Vaktiyle onları içeri atan yasaklar bu gün başkalarını saf dışına bırakırken düşünsünler.
Demokrasi onlara da, başkalarına da, hepimize lazım
Bizim gibi düşünmeyenlerin de iktidara gelebilmesi için demokrasi,
Kendilerini ifade edebilmeleri için Yüce Meclis
Kendilerini özgürce ve cesurca ifade edebilmeleri için dokunulmazlık veren biziz.
Onlar halkı temsil ediyor.
Yüce meclis ise ülkemin bütün insanlarını
Yüce Meclis, içindeki bir gurubun görüşleri sebebiyle çıkarılmasına sessiz kalıyorsa,
Kayıtsız kalırsa onlara oy verenlere karşı da kayıtsız kalmış olmaz mı?
Onlara oy verenler yetim öksüz kalmaz mı?
Oy verenler her defasında kapanacak bir partiye oy veriyorsa
Salak m? Eğitmek lazım. Peki, kimin vazifesi halkını eğitmek?
85 yıllık devlette kaç nesil geçti eğitilemediler mi?
Kötü mü? Onları, olmadı evlatlarını, olmadı torunlarını ıslah etmek lazım, yıllardır bunu başaramadık mı?
Eğitilemez, iflah olmaz ise sürmek lazım?
Hapse tıkmak lazım? İdam etmek lazım?
Bunların bir kısmı oy veriyor, hepsi bu partiye oy vermiyor.
Neden? Önlerini kapatıyoruz. Seçim barajı, seçim yardımı vs ile onları saf dışına atmaya çalışıyoruz.
Birileri elini kolunu sallayarak ülkenin en büyük bankasından nasiplenirken
Parasını ne yapacağını bilemezken
Birilerinin sofrasındaki bir ekmekten arttırdığından kurduğu partinin mallarına da el koyup
O diğerlerine sonraki seçimde yardım olarak veriyoruz.
Terör kötü. Peki, terörist kim? Öldüren mi? Öldürmeye azmettiren mi?
İnsanları çaresizliğe sevk edip öldürmeye zorlayan mı?
İnsanları çaresizliğe sevk edip teröristlere meyletmeye zorlayan mı?
Herkes kudreti ölçüsünde hesaba çekilecekler.
Kendileri gibi olmayana halk tahammül etmeyebilir, altı üstü cezasını çeker.
Ya yönetenler, seçilenler, yasaları koyanlar onlar tahammül etmezse cezası ne olur?
Bunu halk sorar, bu gün soramasa da tarih sorar, insanlık sorar.
Bunu %97’si Müslüman olan kalanı başka dinlere iman edenlerin teşekkül ettiği ülkemde iman edilen Yaradan sorar.
Hırsızın hiç mi kabahati yok?
Hırsızı cezalandırmadan evvel insan yerine koymak lazım.
Neden hırsızlık yaptığını sormak lazım
Aç ise doyurmak,
İşsiz güçsüz ise iş sahibi etmek,
Cahil ise eğitmek geliştirmek lazım,
Ama çalan ile çalanı savunanı aynı kefeye koymamak lazım
Her birine ayrı muamele yapmak lazım
Bizim yasalarımızda
En azılı katili savunsun diye avukat zorunlu iken
En kötü suçlunun cezasını insani şartları çekmesi için gerekli koşullar sağlanırken
Bayramlarda ailesiyle görüşme imkânı, okuma imkanı, yeri geldiğinde pişman ise bunu ifade etme imkanı veriliyorken
Vaktiyle düşünceleri sebebiyle yasaklı olanlar bu gün ülkeyi yönetebiliyor iken
Durup düşünsünler
Bu gün hırsız kim?
Dün kimdi?
Yarın kim olacak?
Hadi şimdi de beni kapatın...
Benim gözlerim doldu.
Peki, ne oldu? Derler ki, ülke elden gidiyordu, şimdilik kurtuldu.
Kötü adamlar yasaklandı. Partileri kapatıldı. Kötü insanların paralarına hazine el koydu.
Madem ki, bunlar kötü insanlar ve her kurdukları partiyi kapatacağız, onlara oy verenler ne?
Ülkemin bir yerinde insanlar yaşıyor ve ısrarla bu görüşteki partilere oy veriyor.
Dünya özgürleşme, demokrasi insan hakları alanında ilerliyor
Biz, insanların kurduğu partileri düşünceleri beğenilmediği için kapatıyoruz.
Kim kapatıyor? Nasıl kapatıyor? Yasalarla kapatıyor. Devlet kapatıyor.
Yasaları kim koyuyor? Yasama
Kim uyguluyor, Kim denetliyor? Yürütme - Yargı
Onlar kim? Ülkemin insanları
Bu partilere oy verenler kim? Ülkemin insanları
Yasalar kim için? Halk için
Halk kim? Herkes -Ülkemin vatandaşlığında olup ülkemde ve yurtdışında yaşayan herkes-
Sadece bizim gibi düşünenler mi? Hayır, öyle olsaydı demokrasiye geçmezdik.
Sadece bizim konuştuğumuz dili konuşanlar, bizim rengimize benzeyenler mi?
Öyle olsa ülke bu günkü yüzölçümünde olamazdı.
Demokrasi kime lazım? Hepimize lazım.
Birileri iktidarda, birileri birilerinin adını kullanarak ebediyen muhalefette iken
Düşünsünler…
Vaktiyle onlar da yasaklanmadı mı? Hapse atılmadı mı? Partileri kapatılmadı mı?
Ne oldu kötüydüler de iyi mi oldular? Aptaldılar da akıllandılar mı?
Vaktiyle onları içeri atan yasaklar bu gün başkalarını saf dışına bırakırken düşünsünler.
Demokrasi onlara da, başkalarına da, hepimize lazım
Bizim gibi düşünmeyenlerin de iktidara gelebilmesi için demokrasi,
Kendilerini ifade edebilmeleri için Yüce Meclis
Kendilerini özgürce ve cesurca ifade edebilmeleri için dokunulmazlık veren biziz.
Onlar halkı temsil ediyor.
Yüce meclis ise ülkemin bütün insanlarını
Yüce Meclis, içindeki bir gurubun görüşleri sebebiyle çıkarılmasına sessiz kalıyorsa,
Kayıtsız kalırsa onlara oy verenlere karşı da kayıtsız kalmış olmaz mı?
Onlara oy verenler yetim öksüz kalmaz mı?
Oy verenler her defasında kapanacak bir partiye oy veriyorsa
Salak m? Eğitmek lazım. Peki, kimin vazifesi halkını eğitmek?
85 yıllık devlette kaç nesil geçti eğitilemediler mi?
Kötü mü? Onları, olmadı evlatlarını, olmadı torunlarını ıslah etmek lazım, yıllardır bunu başaramadık mı?
Eğitilemez, iflah olmaz ise sürmek lazım?
Hapse tıkmak lazım? İdam etmek lazım?
Bunların bir kısmı oy veriyor, hepsi bu partiye oy vermiyor.
Neden? Önlerini kapatıyoruz. Seçim barajı, seçim yardımı vs ile onları saf dışına atmaya çalışıyoruz.
Birileri elini kolunu sallayarak ülkenin en büyük bankasından nasiplenirken
Parasını ne yapacağını bilemezken
Birilerinin sofrasındaki bir ekmekten arttırdığından kurduğu partinin mallarına da el koyup
O diğerlerine sonraki seçimde yardım olarak veriyoruz.
Terör kötü. Peki, terörist kim? Öldüren mi? Öldürmeye azmettiren mi?
İnsanları çaresizliğe sevk edip öldürmeye zorlayan mı?
İnsanları çaresizliğe sevk edip teröristlere meyletmeye zorlayan mı?
Herkes kudreti ölçüsünde hesaba çekilecekler.
Kendileri gibi olmayana halk tahammül etmeyebilir, altı üstü cezasını çeker.
Ya yönetenler, seçilenler, yasaları koyanlar onlar tahammül etmezse cezası ne olur?
Bunu halk sorar, bu gün soramasa da tarih sorar, insanlık sorar.
Bunu %97’si Müslüman olan kalanı başka dinlere iman edenlerin teşekkül ettiği ülkemde iman edilen Yaradan sorar.
Hırsızın hiç mi kabahati yok?
Hırsızı cezalandırmadan evvel insan yerine koymak lazım.
Neden hırsızlık yaptığını sormak lazım
Aç ise doyurmak,
İşsiz güçsüz ise iş sahibi etmek,
Cahil ise eğitmek geliştirmek lazım,
Ama çalan ile çalanı savunanı aynı kefeye koymamak lazım
Her birine ayrı muamele yapmak lazım
Bizim yasalarımızda
En azılı katili savunsun diye avukat zorunlu iken
En kötü suçlunun cezasını insani şartları çekmesi için gerekli koşullar sağlanırken
Bayramlarda ailesiyle görüşme imkânı, okuma imkanı, yeri geldiğinde pişman ise bunu ifade etme imkanı veriliyorken
Vaktiyle düşünceleri sebebiyle yasaklı olanlar bu gün ülkeyi yönetebiliyor iken
Durup düşünsünler
Bu gün hırsız kim?
Dün kimdi?
Yarın kim olacak?
Hadi şimdi de beni kapatın...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)